29 Aralık 2015 Salı

Dhoom 3

 
1990 yılında, Büyük Hint Sirkinin sahibi olan ve oğlu Sahir'le birlikte oyunlar sergileyen İkbal Harun Khan Western Bank of Chicago'ya yüklü miktarda borcu vardır ve sirk borçlardan dolayı kapanmak üzeredir.
 
 
Kaliteli gösteri yaparak para kazanacağını ispatlamak için de İkbal Harun Khan banka sahibini sirke davet eder. Bir kaç gösterinin ardından, hiç görülmemiş bir gösteri yapacağını söyler ve oğlu Sahir'le birlikte gösterisini sergiler. Fakat banka sahibi yine de ikna olmaz, o sırada Sahir banka sahibine yalvarmaya başlar ve İkbal Khan oğlu Sahir'e bankacılara yalvardığı için kızar. Banka sahibine silahını çeker fakat sonra kendisine çevirerek oğlunun gözleri önünde intihar eder.


2013 yılında, Sahir Khan babasının intikamını almak için Western Bank of Chicago'nun şubeleri soymaya başlar. Bankayı soyduğunda taşıyabildiği kadar parayı alır taşıyamadığını ise yüksek bir yerden kalabalığa dağıtır. Ayrıca, Büyük Hint Sirkini tekrar kurarak banka sahibinin beğenmediği oyunu faaliyete geçirerek oyunun izlenmesini sağlar.

 
Babasının ve Sahir'in bildiği fakat hiç kimsenin bilmedikleri bir sırları vardır. Banka soygununu araştırmak üzere gelen iki polis bu sırrı deşifre eder ve film anlatılandan daha güzel bir hâl alır.
 
Aamir Khan filmlerini seven biri bu filmini de çok sevmiştir. Hatta eminim filmin sonunda da çok üzülmüştür :)
 
 
 
 

7 Aralık 2015 Pazartesi

Sümmani İle Gülperi

1861 yıllarında Erzurum'da doğan Sümmani isminde bir aşık vardır.
Esas adı Hüseyin olan aşık, hayatını babası gibi çobanlık yaparak sürdürür..
Yine bir gün hayvanlarını otlatmaya tek başına gittiğinde rüyasında üç derviş görür. Bu dervişler kendisine Çinmaçin'de yaşayan Abbas Han kızı Gülperi'yi gösterip şaire aşk badesi içirirler.
Aşık Hüseyin'in gördüklerini üç ay kimseye anlatmaması, Gülperi'yi görünce gözünü kırpmaması gerekiyordur.
Fakat Hüseyin bunları yapmaz ve uzun yolculuklar yaparak Gülperiyi aramaya çıkar, fakat bulamaz.
İki sevgili birbirine kavuşamadan ölür.


Ne garip bir hikaye değil mi?
Aşk var, aşık var.
Bize göre kavuşma yok ama belki o da var.


Abdal grubunun söylediği sözleri Sümmani dedeye ait olan, güzel ve anlamlı sözler içeren bu parçayı muhakkak dinlemenizi tavsiye ederim.

30 Kasım 2015 Pazartesi

İstanbul

İstanbul ne güzel şehir..
Neresine baksan tarihi,
Ne yesen meşhur,
Taşı toprağı altın.
Ama tabii bunca güzelliği içinde barındıran bu şehirde, her şey gayet güzelken bir anda kendini bayram arefesi kalabalığında bulup bu kadar insan nereden geldi? sorusunu sormak mümkün.
   

Yaşayanına sormak lazım ama benim için deniz kenarında olan bir kaç yeri görmek, çayını kahvesini içip biraz da yürümek yeterli oldu.


Hele ki Ankara'da yaşayan biri için denizin havasından solumak, seyrederken bir bardak karşılıklı çay yudumlamak çok kıymetlidir.
Özellikle vapurda yenilen o kağıt helvanın tadı bizim buralarda yoktur.
Belki de o yüzden güzel İstanbul'un taşı toprağı altındır.


Ve ezan sesi...
İşte bu şehirde en çok ezan sesi büyülüyormuş insanı.
İnsanların, arabaların gürültüsünün yanı sıra
Bir anda denizin ahengiyle ezan sesini duyunca insanın ruhu dinleniyor.


Ne güzelsin İstanbul, bize de bekleriz :)


25 Kasım 2015 Çarşamba

Evlilik Okulum

Evlenmeden evvel başıma geleceklerden habersizdim.
Bu kadar işi yapacağımı, evin sorumluluğunu taşıyacağımı daha bilmezken evlendim.
Eskiden annem yetişemiyorum işler bir türlü bitmiyor dediğin de amaaan anne ne güzel evdesin bizim gibi okula gitsen işe gitsen .... bıdı bıdı bıdı diye muhalefet oluyordum.
Şimdilerde ise işteysem eve, evdeysem işe koşarak geliyorum.
İkisi de ziyadesiyle yoruyor, bunaltıyor, bazen çığlık falan attırıyor.
Ama elhamdülillah demeyi ihmal ettirmiyor çok şükür.
Annemi, özellikle çalışırken çocuğuyla, eviyle, eşiyle ilgilenmek durumunda olan ablamı daha iyi anlıyorum.
Hayat insana bazı şeyleri yaşamadan öğretmiyor.
Bazen halimi soranlara kıyısından köşesinden anlatıyorum da, dur daha ne gördün ki cevabı alıyorum.
O zaman da nasip diyorum, Allah ne nasip ettiyse o...

3 Kasım 2015 Salı

Ghajini

Bollywood film dünyasına kapılmış durumdayım. Kendimi Aamir Khan izlemekten alamıyorum ^^ Eğer başrolünde Aamir Khan oynamasaydı bu film nasıl bir hal alırdı tahmin bile edemiyorum. Adamcağızın jestleri, mimikleri duyguları hissettirmesi öyle güzel ki hayran olmamak elde değil ^^ Diğer filmlerinde olduğu gibi bu filme de çok yakışmış.

Ghajini filmindeyse, Sanjay Singhania babası öldükten sonra Air Voice şirketini devir almıştır. Yeni bir yer inşa edebilmek ister fakat arsa üzerinde bulunan evde Kalpana isminde reklamlarda rol alan bir genç kız oturmaktadır. Sanjay'ın yanında çalışanlar Kalpana'yı ikna edebilmek için iş yerine gider. Bu sırada reklam şirketi sahibi Sanjay Singhania ile Kalpana arasında bir ilişki olduğunu zanneder ve yanlış anlaşılmalar zinciri başlar...

 
Sonrası aşk, dram, gerilim ve gerilim :)
Şiddetli gerilim var bu filmde.
Yani şiddetli derken, özellikle bazı sahnelerinde tüm kaslarınızın kasıldığını hissediyorsunuz.
 
İzlenmeli den öte, mutlaka izlenmeli!
 
 

28 Ekim 2015 Çarşamba

PK (Peekay)

Bollywood film dünyasını çok seviyorum.
Özellikle Aamir Khan'ın oynadığı, yönettiği, ışığını yansıttığı her filmi. PK filmi 2014 yapımı. Filmin geçişleri öyle güzel ki, uzun süreli bir film olmasına rağmen sıkılmadan izledik. Ve ayrıca izlerken sıklıkla tekrarladık, kim inanır Aamir Khan'ın 50 yaşında olduğuna :)
 

Film çok fazla dini bir arada barındıran ülke de yolunu kaybeden birine, 'sana ancak tanrı yardım edebilir!' denmesi ile şekil alıyor. PK uzay gemisine ait kumandayı çaldırıyor. Ve uzun uğraşlarla kumandasını bulmaya çalışıyor. Yalnız herkes aynı şeyi söylüyor 'sana ancak tanrı yardım edebilir!' o da haklı olarak tanrıya ulaşmaya çalışıyor. Fakat anlıyor ki, işi çok zor. Etrafında bir tanrıya inanan insan yok, herkes farklı şeylerden bahsediyor.

 
Filmin konusu o kadar güzel ki olay örgüsü birbirini çok güzel kamufle etmiş. İzlerken hiç bir sahneyi atlamıyorsunuz :)
 
Spoiler vermek istemem ama...
 
Bir sahnesinde; eşi hasta olan adam kendini alim zanneden dini liderden yardım istiyor. O da uzak bir ülkede farklı bir alimin bulunduğu yere giderek dua etmesini, sonra duasının kabul olacağını söylüyor. Ve Peekay Tanrının böyle bir şey istemeyeceğini, bulunduğu yerden de dua edebileceğini, son zamanlarını hasta olan eşiyle geçirmesini ve gerekirse tedavi edilmesi gerektiğini söyleyerek sözde alime çıkışıyor. 
Tabi bu sahneyi anlatınca değil, izleyince daha çok seviyorsunuz :) 
 
 
 

20 Ekim 2015 Salı

Nişan Kutuları

Küçük kutular hep en sevdiğim hazırlık aşamalarından oldu.
Kendi nişanımda ve kına gecemde de kullanmıştım.
Daha önce de isteyenlere hazırlamıştım ama düğün sonrası hazırlayınca biraz daha özendiğimi fark ettim :)

 
Malum nişan, düğün gibi özel günlerimizde bizim için hazırlanan ayrıntılarında özel olmasını istiyoruz çünkü.
 

En sade görünenimizin bile içinde köşelerde bir yerde süslü duyguların saklanmış olduğu gerçeği hiç bir zaman değişmiyor. Kutuları hep severek hazırlıyorum. O yüzden ne zaman isterseniz size de yaparım :)


16 Ekim 2015 Cuma

Kebapçı İskender

Düğün sonrası yorgunluğu atmak için Bursa'nın oylat kaplıcalarını tercih etmiştik.
Üç günlük gezimizin ilk gününü Bursa'da değerlendirdik.
Öncesinde çok fazla araştırma fırsatımız olmayınca en azından -İskender yemeden dönmedik diyelim, diye iskenderin has yerini bulma çabasına giriştik.
 

Hayatımda bu kadar lezzetli İskender yemedim! desem yeri. Çok güzeldi. Bildiğimiz etin lokuma dönüşme hali. Her şeyden güzeli de mekanın havası. Mekan enerjisi o kadar yüksekti ki, gözüm dışarda ki sırayı görmese gönlüm saatlerce oturmak isterdi..


Mekanın tarihçesine bakınca nesilden nesile geldiği anlaşılıyor. Üç nesil sonra İskender'i devir alan Cevat İskenderoğlu ve oğulları tarafından Kebapçı İskender devam ettiriliyor.

Her şeyden önce Bursa harika bir şehir. Bir çok yerinde tarihin getirdiklerine saygı duyulmuş ve korunma çabası sarf edilmiş. Her şey öyle güzel ki insan kalabalığın içinde sıkılmıyor bile. Kebapçı İskender'de de onu görmüş olduk. Masalar, sandalyeler, resimler mistik bir hava yaymış etrafa ve her güzellik kendi içinde kendini muhafaza etmiş.


Kebapçı İskender'in girişinde resimdekine benzer uzun kuyruklar oluyormuş. Biz tesadüf eseri gider gitmez yer bulmuştuk.

Oylat dönüşü vaktimiz olmadığı için tekrar gidemedik Kebapçı İskender'e ama hala aklımızda :) Buralarda damak tadımıza hitap eden böyle lezzetli bir İskender tadabileceğimizi düşünmüyoruz. İnşallah hayırlı sebepler ve güzel vesileler ile yolumuz tekrar düşer diye umut ediyoruz.


***Giderseniz benim yerime de yiyin ^.^

29 Eylül 2015 Salı

Hazırlıklar 4

Düğün öncesi hazırlıklarımız çok yoğun geçti. Yorulduk sıkıldık derken her şey oldu bitti. Bize sadece fotoğraflar kaldı. Bu süreçte olan herkese en büyük tavsiye her ayrıntıyı fotoğraflayın demek olur.
 
 
Mor benim rengim. Kendisinden ciddi bir enerji alıyorum. Her ayrıntıda kullanmaya çalıştım. Bindallım mor olduğu için kına kutusu el mumları ve kına taçlarını da mor renkte hazırladım. 
 

Tabi nikah şekerlerini de mor lavanta şişeleri şeklinde hazırlayınca yaptığım her şey içime sindi. En büyük duamız önce sağlık.. Sonra mutluluk, huzur, ağız tadı...
Çok şükür düğün telaşımızı sağ selamet atlattık.

Allah hayırlı işlerimizde bolluk bereket nasip etsin...



11 Eylül 2015 Cuma

Evcilik

Geçen sene yine aynı zamanlar bu fotoğrafı çektiğimde biz galiba evleneceğiz.. diye içimden geçirmiştim.
Şimdi eşimin yüzüne bakarak geçmişe ait düşüncelerimi sesli ifade edebiliyorum.
 Allah insana istediğini nasip ediyor.
Sağlık, mutluluk en büyük nimetlerden, ama huzur huzuru bulduğun insanla bir arada olunca en katmerli nimetler listesinde yerini alabiliyor.
  

Öncesinde; bir evimin olacağını hayal etmediğim gibi, sabah kahvaltılarında güler yüzlü bir eşin bana eşlik edeceğini de hayal etmemiştim. Sıcak kocaman bir kalpte teselli bulacağımı da... geceleri açılan üzerimin kocaman yürekli bir eş tarafından örtüleceğini de...

Şimdi her şey çok garip ^.^
Bunca güzelliğin yanında, annemlere her gidişimizde Mustafa'yı kapıdan uğurlayıp geceyi yine kendi evimde geçirecekmişim gibi, yada yine kendi evime gittiğimde eve geç kalmışım gibi, sanki her an babam arayacakmış gibi hissediyorum.

Hayat acı tatlı tüm güzellikleriyle devam ediyor.
Güzel düşüncelerle attığımız adımlar, hep güzelliklerle karşılaşsın.
Allah güzellikler nasip etsin cümle aleme, içinde de bize...




7 Ağustos 2015 Cuma

Eskişehir'den Selamlar

Annemle minik bir Eskişehir kaçamağı yaptık.
Sebebi ziyaretimizin maksadı düğün olmasına rağmen biz onu kaçamağa çevirip ufak bir gezintiye dönüştürdük.
  
 Malum, ben artık Eskişehirli olma aday adayıyım :)
 

Geziler rehbersiz olmuyor fakat rehberime küsünce ne nerede diye sıklıkla Google'dan yardım aldım. O meşhur porsuk çayının etrafını bol bol değerlendirdik. Rehbersiz olduğumuz içinde sadece o çevreyi görebildik :)


Porsuk çayı güzelde, açıkçası rengini pek sevmedim ^^
İnsanın içi açılmıyor yani, havası temiz ama o kadar.
Deniz veya yeşillik enerjisi alamadım kendisinden.
Artık sık sık gideceğimden sevmek için zorladım kendimi ama o da olmadı :)

Geçmişe bakarak biraz kafa dağıtayım dedim, düğüne son 20 gün kaldı da ^^



29 Temmuz 2015 Çarşamba

Evlilik Öncesi

Zaman çabuk geçiyor diye kendimi iyice strese sokmak istiyorum :)
Bazı süreçler çok yıpratıcı.
Evlilik aşaması,
Yeni aileye alışmak,
Her ayrıntıyı düşünmek,
Perde-halı beğenmek zormuş.
Her şey tam olmak zorunda değil bazı şeyler düğünden sonraya kalsın diyorum itirazlar havada uçuşuyor, yardım kısmına gelince sağımda ablamı solumda annemi gölgemde babamı görüyorum.
Bir ay kaldı ama öyle çok yoruldum ki..
Bazen telaş ortasında kaçasım geliyor.
Bazen de duyduğum bir söz, yapılmasını istemediğim davranış karşısında kendimi hemen bırakabiliyorum. Etkisinden öyle çabuk kurtulamıyorum.
Özellikle bu süre zarfında nişanlımdan duymak istediğim son şey ''yoruldum!'' demesi..
Fakat maalesef onu şu sıralar ara ara duyuyorum.


Prenseslikten kül kedisine terfi edeceğimi biliyorum.
Saltanatımın sona ermesine sadece 29 gün kaldı.
Evliliğin zorluklarını evlenmeden öğrendim :)

Bu arada fotoğraf nişanlı kişisinden..
Yine de bu kadar yorgunluğun içinde böyle tatlı fotoğraflar paylaşması kocaman yorgunluklarımı alıp götürebiliyor :) 




30 Haziran 2015 Salı

Stres Gerekli Mi?

Nikah işlemlerinin ardından yaptığımız ilk iş gelinlik bakmak oldu. Bu iş öyle göründüğü kadar kolay olmuyormuş. Aklımda hep diktirmek vardı. O yüzden uzun uzadıya terzi araştırdım. Hatta bir kaç yerle görüşüp aklımda bir şeyler oluşturdum da... ama planlarımın dışında bir şeyler gelişti. Diktireyim derken girdiğimiz mağazadan bir kaç saat içinde alıp çıktık.


Gelinlik bitince her iş halledilmiş olmuyormuş.
Sonra ki işimiz ev bakmaya başlamak oldu.
Aslında ev bakmaya daha önce başlamıştık ama bir türlü istediğimiz özelliklerde bir ev bulamamıştık. Bunaldığımı hissettiğim zaman, Rabbim ferahlığını verdi.. Uzun aramalar sonucu hiç aklımızda olmayan bir yerden evimizi tuttuk..

Sonrası eşyalar...
İstikbal gerçekten kurtarıcı :) Ramazan günü siteler, mobilyalar diye gezmeden eşya işimizi halletmiş olduk.

Bu işlerin hepsini zamana yaymadan belirlemek lazım, mesela gelinliği diktirmek istediğim için düğüne 3 ay kala bakmaya başlamıştım. Hazır bir model almama rağmen düğüne 1 ay kala gelebileceğini söylediler.. Evi düğüne 2 ay kala tuttuk. Aslında tam istediğimiz zamandı ama üzerine 1 ay da bakma süresi eklemek gerekiyor. İstikbal diyip geçmemek lazım eşyalar düğüne 2 hafta kala yani en geç 45 günde teslim edilebilecekmiş.
Ev-eşya-gelinlik üçlüsü insanı çok yoruyor.

Eğer yapılacak işimin günü belliyse, o işin boyutu hiç önemli değil.
Yüzümde sivilcelerin çıkmasına yetecek kadar stres yaşayabiliyorum.
Sürekli aklımda, uykularımda oluyor.
O yüzden plan-programlı ilerlemek sivilceleri engellemek için bir çözüm olabiliyormuş :)



10 Haziran 2015 Çarşamba

Bir kitap Olsaydım?

Eğer Bir Kitap Olsaydım;
Kimseyi eğlendiremeyen, düşündüremeyen, üzmeyen, varlığı ile yokluğu belli olmayan tozlu raflar arasında keşfedilmeyi bekleyen bir kitap olurdum.
 

Başlığı şöyle olurdu;
"Hâlâ Ne Düşünüyorsun?"

Nasıl Bir Kitap Olurdunuz?
Düşünceleri arasında çıkmaz sokaklarda kalmış, kendi mutlu dünyasına mutsuzları almamak için gayret gösteren, yüzü gülmeyen insanlara nasıl küsüldüğünü anlatan bir kitap olurdum.   

Kime ithaf olunurdun ?
Benim gibi tüm hayal dünyasında kaybolangillere..
Kapak Resmi;
Mavi renk üzerinde, düşünen bir kız resmi ve tepesinden çıkan bir baloncuk şeklinde klasik bir kapak resmi tercih ederdim.



Önsöz'ünde bunlar yazardı;
Bu sayfalarda, kendi dünyasında kaybolmak üzere olan bir kızın yazdıklarını okuyabilirsin.
Hazırsan başla, değilsen aldığın yere bırak :)

Arka Kapak yazısı;
Kitap sınırlı sayıda okuyucusuna özel basılmıştır.
Anlatılanlar hayatın gerçeklerinden esinlenerek yazılmış hayal dünyasında yaşayan bir genç kızın hayal ürünleridir.
Belki bilmek istersin diye düşündüm... 

yazardım.

ve yazarlık hayatım henüz başla arefesinde, ''istersen hiç başlama''nın sinyallerini verebilirdi.


Mim için Musmutlu arkadaşım Melike'ye çok teşekkür ederim :)


5 Haziran 2015 Cuma

Nerede Olduğumu Biliyorum

Noktalarla başlayıp, çizgilerle devam ettim.
Sonra sayfalarca karaladım durdum.
Bir yol kat edemedim belki ama rahatladım.
'Kalem tutmak' insanı rahatlatıyor.
Bir işe başlamadan önce uzun uzadı hayaller kuruyorum.
Bazen sabrımın oradan geldiğini düşünüyorum.
Öyle hemen pes edip vazgeçmiyorum. 
 
 
Ama açıkçası, yine de başladığım her işte istediğim her şeyde bu sabrı gösteremiyorum.
Direncim bir yerden sonra beni bırakacak gibi oluyor.
Yapmak istediğim çok fazla şey,
Söylemek istediğim bir çok söz var.
Ve ayrıca sadece susup oturmak istediğim zamanlar var.
Hayatın karmaşası içinde bir ben var ama benden başka ne yapacağını şaşıran bir ben daha var.

Yapmak istediklerimizi hayırlı zamanlarda yapmayı nasip etsin Rabbim.
Pişmanlıklar vermesin inşallah.
Yazamadığımız, söyleyemediğimiz şeylerin üzüntüsünü yaşatmasın.
O'ndan gelene razı olan, rızası ile mutlu olan gönüller sahibi olmayı nasip etsin.



 
 

1 Haziran 2015 Pazartesi

Nikah İşlemleri

Düğün hazırlıkları köşesi oluşturmaya karar verdim :)
Bu süreç de konuşmaya, paylaşmaya, bilmediklerini öğrenmeye çok ihtiyaç oluyormuş.

Nikah işlemlerini tamamladık.
Günümüzü belirlemiş olduk.
Aslında bu süreci anlatmaya gerek var.
İş yerinden izin almak bu süreçlerde sıkıntı olduğu için internette ön araştırma yapmaya başladığımda yeterli bilgilere ulaşamadım.
Belki böylelikle benim gibi keşfe çıkanlara yardımcı olmuş olurum ^.^

İlk iş sağlık ocağına gitmek oluyor.. sağlık ocağına gidip, bu sene de ne çok evlenen varmış yahu! diyorsunuz ama asıl bomba nikah dairesinde oluyormuş.
Gerekli evrakları (*6 adet fotoğraf *sağlık raporu *2 şer adet kimlik fotokopisi) tamamladıktan sonra nikah dairesine gittik.
Aslında biz öncesinde belediyeye, muhtarlığa da gitmiştik nüfus kayıt sureti için hiç gerek yokmuş.
Belgeler elimizde olmasına rağmen istemediler..
Bağlı olduğumuz belediye dışında farklı bir belediyeye ait nikah salonunu tercih ettik.
O yüzden gerekli olan tek şey bağlı olduğumuz belediyeden izin kağıdı almak oldu.
İzin kağıdı ile birlikte nikahımızın gerçekleşmesini istediğimiz belediyeye gittik.
Sadece nikah ücretini ödeyerek günü belirleme işlemi kalmıştı,
Onu da halledince rahat bir nefes aldık.
Ve bir gün içerisinde nikah işlemlerini böylelikle tamamlamış olduk.


İşlemler esasında göründüğünden daha kısa sürüyor.
Tüm gününü harcamak istemeyenler için, yarım gün yeterli oluyor.
Biz bilgisizliğimizden dolayı tüm günü heba etmiş olduk, siz etmeyin ^.^


*** Bizim bir de nikah işlemleri sonramız var..

Geçen haftalarda nişanlı kişisini nikah dairesinden arayıp, 'nikah dairesi sizin nikah tarihinizden önce yıkılacak... eğer isterseniz sizi farklı bir yere yönlendirebiliriz veya evraklarınızı alabilirsiniz' demişler. Çok şaşırarak şaka olduğunu zannettim :) değilmiş..
Bize sundukları yeri kabul ettik. Nikah tarihimiz aynı kalsa da saatimiz ve yerimiz değişti.
Bu hadise de benim şimdiden strese girmeme sebep olmaya yetti :)
Her işin hayırlısını istiyoruz, bunda da bir hayır vardır muhakkak dedik.

Allah, bize, isteyen ve bu hazırlıkların içinde olan herkese kolaylıklar verip,
tamamına ermeyi nasip etsin.



27 Mayıs 2015 Çarşamba

Reyhan Kokulu Mutfağım Ziyareti

Melike'yi tanıyorsunuz.. kendisi benim dünya tatlısı güzel yürekli arkadaşım olur.
Çoğu zaman akıl danıştığım, yarenliğinden keyif aldığım bu güzel bayanla, yani musmutlu dükkân ile reyhankokulumutfağım Şehrinaz ablayı ziyarete gittik. Sevdiğim insanların içlerinde ki huzuru evlerine yansıttıklarını görmek çok mutlu ediyor. O huzuru hissedince kaç bardak çay içtiğini, sohbetin nasıl ilerleyip zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun...

Sizde de olur mu bilmiyorum ama.. bir insanı sevdiğim zaman çok seviyorum, sıklıkla görüşemesek dahi iyi olduğunu bilmek bile mutlu ediyor. Huzursuz anlarını, mutlu anlarını birlikte olmadığımız zamanlarda paylaşabildiğimi hissediyorum.

 
Neyse efendim,
 
Düğün hazırlığında, mutfak tecrübesi bir kaç çeşitten ileri gidemeyen biri olarak Şehrinaz ablamın tariflerinin ilaç gibi geleceğini biliyorum. 
Şimdiden notlar alıp bilgilerinden istifade ediyorum :) 
Gerçi bazen 'kötü kız' moduna girip tariflerimin kaynağını söylemiyorum ama olsun ^.^
 

Şehrinaz ablamın hünerlerini paylaştığı bloğu reyhankokulumutfağım 'a bu adresten,
İnstagram hesabına ise @reyhankokulmutfagim adresinden ulaşabilirsiniz.

Melikem @musmutludukkan 'da
Ben zaten bir @dndnbgne olarak aynı adresteyim :)

Ayrıca...
Şehrinaz ablacım harikasın!
Seni görmek çok iyi geldi.
Her şey için teşekkürler, ellerine sağlık.
Reyhankokulunu öpüyorum :)


22 Mayıs 2015 Cuma

Ve Dağlar Yankılandı

Uzun süren birlikteliğimin ardından kitabı en nihayetinde bitirdim.
Açıkçası Khaled Hosseini'nin bu kitabını heyecanla ve bin bir merakla bekliyordum.
Yine de mutsuz değilim.
Sadece bazı yerlerinde durma, geriye dönüp bakma gereği hissettim.
Hikayeler birbirleri ile bağlantılı olsa da birleştirme kısımlarında takıldım.
Kim kimdi? diye kaldığım yerler olunca okuduklarımdan keyif alamadım.
Mevzu bahis Khaled olunca insan ister istemez diğer kitaplarıyla kıyaslama gereği duyuyor. 


Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş'e şahane diyebiliyorken, bu kitaba güzeldi diyorum.
   

Yine de bir kitap daha çıkaracak olsa onu da heyecanla beklerim.
Nasıl olsa yavaş okuyorum ^^


Ayrıca bu kitabı Esma'yı bana hatırlattığı için seviyorum.
Blog dünyasının hayatıma katmış olduğu güzellerden.
En kıymetlilerinden.
 iyi ki varsın ♡





28 Nisan 2015 Salı

Zayıfsan At Kendini Bir Yerlerden

1.70 boyunda 54 kiloyum.
Solgun bir yüzüm olduğu için zayıf olduğum söyleniyor.
Zayıf olduğumu elbette düşünmüyorum.
Her zaman bu kilo da kalmak isterim tabi ama zaman ne gösterir bilinmez..

Geçenlerde şöyle bir durum hasıl oldu.. Hastanede randevu saatimi beklerken, bir bayanın acınası bakışlarına maruz kaldım. Bu durum beni oldukça rahatsız etti. Kalabalık ortam da bayan düşüncelerini sesli bir şekilde ifade edince daha bir rahatsız oldum.
İnsanların bu tür mevzuları ulu orta yerlerde konuşup sürekli dillendirmeleri hiç hoş olmuyor.
Belki ben halimden memnunum..
Veya farklı sebeplerden dolayı vücuduma kilo alamıyorum.
Ya da çok kilom var ama veremiyorum.

Neyse dedim, sineye çektim.

Daha sonra iş yerinde yemekhaneye giriş yaparken, yemekhane sorumlusu bey amca ''sen istersen biraz fazla yemek ye'' dediğinde neye uğradığımı şaşırdım. Amca bizimle hiç konuşmaz, dönüp bakmaz bile ama zaten bir o kalmıştı, ''şimdi kuruyup kalacaksın'' demeyen..

Tabi eğer kilom normalden biraz farklı olsaydı da durum diğer türlü olacaktı. Toplum olarak üzerimizden atamadığımız ön yargılarımız var, ve biz de o ön yargılar sayesinde yazıp çizip oynamayı pek seviyoruz.

Yine de artık böyle durumlarla karşılaşınca ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
Kendimi eve kapatasım var.....

14 Nisan 2015 Salı

Kendini Keşfet

Bazen kendimde yeni şeyler keşfediyorum.
Yediğim meyvelerle arama mesafeler girmiş mesela..
Canım istemediği şeyleri de yapıyor..
Etrafımda ki insanlara daha az hayır diyorum..
Bir de küsüyorum artık..
Küsünce de yapılanı öyle hemen unutamıyorum. Eskiden akşama kalmazdı kırgınlıklar, öğlene doğru hafifler akşam geçerdi. Şimdi en çok akşamları düşünüyorum.
Ve artık,
Kaçan uykularım, bel ağrılarım ve sivilcelerimin varlığını daha çok hissediyorum.
Mutsuz değilim ama mutlu da sayılmam.
Biraz da yorgunluk var galiba ^^


Musa Peygamber'in duasını çok severim..
''Ey Rabbim, bana ihsan edeceğin her hayra ihtiyacım var.''

2 Nisan 2015 Perşembe

Korkulu Rüya

Etrafı, etraftaki insanları sevmenin önce kendimizi severek başladığını biliyoruz.
Doğru, insan önce kendini sevmeli..
Hepimiz kendimizi severiz aslında ama bazı insanlarda bu durum farklı olur.
Önce kendini çok sever
Aşırı sever
Çok beğenir
Bir zaman sonra
Kendini dünyanın en akıllı, en vazgeçilmez insanı zanneder.
Kendi kendine vermiş olduğu gaz hava katmanlarıyla birleşince ego tavan yapar ve bir çoğumuzun korkulu rüyası olan megaloman insan kişisi kendi çemberini oluşturur.


Ne söylese doğru, ne yapsa en güzeli, ne konuşsa en güzel kelimeleri kullanmış olur.
Bize de o insan kişisinin tuhaflıklarına ortak olmak, şahit olmak, hayretle bakmak kalır.



31 Mart 2015 Salı

Teyze Oldum

Küçük bir el dokundu kalbimize.
Minicik
Sıcacık
Mis kokulu
Rabbim cennetinden bir koku gönderdi.
Biz de doyasıya içimize çekip defalarca şükrettik.
Gördüğün, hissettiğin duyduğun her şey bir nimet esasında.

 
Doğum aynı anda bir çok mucizeye şahit olunan bir sahneymiş.
Hayatın en tatlı, en heyecanlı koşuşturmalarındanmış.
 
Ablam pamuk prenseslik dönemlerini yaşıyor şu günlerde..
'Altını ben değiştirebilirim, kıyafetlerini değiştirebilirim, sen kalkma bebeği ben kucağına veririm, taşır, sever, koklarım diye ablamın etrafında dolaşıyorum.'
İkinci defa teyzelik duygusunu tadıyorum elhamdülillah.
Annelik nasıl bilmem ama teyzelik çok eğlenceli, keyifli, heyecanlı :)
 
Allah isteyen herkese hayırlı sağlıklı sıhhatli evlatlar sahibi olmayı nasip etsin, içinde de bana ^.^
 


24 Mart 2015 Salı

Güvendiğin Dağlara Karlar mı Yağdı?

Yazdığım zamanlar ya çok mutlu, yada mutsuz oluyorum.
Bu ruh halinin ortası vakitlerimi okuyarak değerlendiriyorum..
Bazen girişe, gelişmeye bakmadan direk sonuca ulaşmayı seviyorum..
Neyse..
Bu sefer ki gelişim, güvendiğim dağlara kar yağdı da..
Aklım başıma bir türlü gelmek bilmiyor.
Tecrübe, hayatta yediğin kazıkların toplamıdır derler (kabaca)
Çok doğru..
Yalnız, her güven sarsılışında kocaman dersler aldığımı zannederek bir tık ilerleme sarf edemiyorum.
Aldığım dersler bir sonra ki (kazık) için yeterli olmuyor.
Karşımdaki insana güvenmezsem mutlu olamam dediğimde, anlaşılmış olmuyorum.
Yoruluyorum..
Sıkılıyorum..
Küsüp, oturuyorum..



Güvendiğim dağlara kar yağdığında, güneş açsın istiyorum.
Belki biraz olsun rahatlarım...

6 Mart 2015 Cuma

Hazırlıklar 3

Bu serinin son yazısını da yazmak istedim artık. Tatlı telaşımızı atlattık bana da anlatması kaldı.
Süre kısıtlı olunca günler dolu dolu geçti.
İnsan; uykusundan, işinden, gücünden fedakarlıklar edip böyle bir gün güzel hatıralarla dolsun istiyor.
O yüzden verilen emeklerin yorgunlukları hep tatlı geliyor.

Öncelikle makasın hikayesinden bahsedeyim..
Pazarlık sünnetti..
Biz de uyduk.
Aradım, taradım, gönlüme göre bir makas buldum.


Ve lavanta keselerim..
Hep bordo bir elbisenin hayalini kurdum kendilerinde.
Bordo elbisem olmadı ama, bordo lavanta keselerim oldu :)
Her şeyiyle hayal ettiğim gibi olsun güzel hatırlansın istediğim için kendim hazırladım.


Sonra dedim ki, kutuları bu kadar seven bir kızın nişanı kutusuz olmasın.
Onu da elbisemin renginden hazırlayarak bir uyum yakalamaya çalıştım..
Çevre faktörü çok önemli bu süreçte, ben oldukça güzel yardımlar aldım.

 
 
Ayrıca erkek tarafında olan bir adeti yerine getirmeye çalıştık. Onların adetine göre erkeklere havlu bayanlara yemeni dağıtılırmış. Karınca, kararınca elimizden geleni yapıp bir tepsi havlu, bir sepet yemeni hazırladık. Gelen misafirlere nişan hatırası olarak dağıttık.
 
 
Nişan buketimi Musmutludükkan nişan fotoğraflarımı Musmutluobjektif çekti.
Kendilerine ne kadar teşekkür etsem az..
Günün en keyifli kısmında sayelerinde ben de musmutlu oldum.

Gelelim Mustafa Bey'in hikâyesine...

Yüksek dağa tırmanmayı başarmış ve o zorlu tırmanışın ardından paraşütle atlamışım,
Paraşüt; beni dünya denen ucu bucağı görünmeyen yere ulaştırmış,
Yeşilin en güzel en mis kokulu yerine bırakmış.
O sırada hayalimde tasarladığım bordo elbiseyi giymiş, güneşin altında, şemsiyem elimde yürümeye başlamışım.
Atlı süvariler yanımdan hızla geçerken, bir beyaz atlıyla göz göze gelmişiz fakat yoluma devam etmişim.
Havanın karardığı sırada beyaz atlıyla tekrar karşılaşınca dünya aydınlık bir yer olmuş.
Beni gördükten sonra peşimi bırakmamış meğer..
Arkasını dönüp gitmemiş.
Bir yerlerde beklemiş.
Şimdi ise görüşmeyi ileri boyuta taşıyıp ....bir ömür iki cihan... diyerek kaleler fethetmeyi başarmış.

Artık ikimiz içinde hayırlısı olsun..
diyorum ^.^

3 Mart 2015 Salı

Hazırlıklar 2

Kimlerin geleceği, kaç kişi olacağımız, neler yapacağım, neler alacağım ve eksik gördüğüm her şeyi tek tek yazarak başladım. Daha sonra üzerini çizerek devam edince rahatlamış oldum.. desem yalan olur.
Bu telaş tatlı ama yorucu..
Sonra bol yazmalı, çizmeli
Onun gönlü olsun bunun gönlü kalmasınlı...
Kendimle hiç baş başa kalamadım bu süreçte.
O yüzden her şeyden önce iş dağılımı yaparak başlamak en güzeli.



Etrafımda yükümü hafifleten insanlar olduğu için şanslı taraftaydım..
Bunu nasıl yapacağız? sizde bu nasıl olur? diye sorduğum damat adayı ise şanssız taraftaydı :)
Artık atlattık bu telaşımızı..
Bir makasın, bir garip yaseminin ve bir garip damadın, bir garip hikayesini diğer yazıya saklıyorum :)

17 Şubat 2015 Salı

Hazırlıklar 1

Artık bir hazırlık içindeyiz. Ben ve yol arkadaşım nasıl bir yol izleyeceğimizi bilmiyoruz. Haliyle araştırmalar, adetler, gelenekler yerine getirilmeye çalışılıyor. Tabi yine de bazı adetler günümüze uyarlansın istiyoruz.

Bu süreç taraflar için yorucu..
Gün ayarlamak,
Nasıl olacağını konuşmak,
Sizde adet böyle, bizde böyle diye orta yolu bulmaya çalışmak.
Ne olacak nasıl olacak derken zamanın hızla akıp geçmesi.
Diğer yandan da bu işin esas adı -tatlı telaşlar :)

Bu süreçte bazen her şey istediğin gibi olmuyor. Bir çok şeye tamam derken, aslında acaba diyorsun falan...
Tabii asla nankörlük edemem hayatın bu tatlı telaşına binlerce kez -elhamdülillah...

Neyse efendim, uzun uzun araştırmalar yaptım.
Evde aile arasında küçük bir organizasyon olacağı için şimdiden kendime küçük notlar almaya başladım.
Başlangıç aşamasında fikir almak, naçizane fikir vermek isterim.

O yüzden hazırlıklarımı paylaşacağım inşallah...
Kafamda tasarlayabildiğim tek şey lavanta keselerim oldu.


Elbisem bordo olursa... diye düşünmüştüm ama olmayacak sanırım..
Hayırlısı olsun..
Diktirecek vakit olmadığı için hazır giyim tercih etmek zorundayım, hiç telaş etmiyorum! nasıl olsa lavanta keselerim hazır :)



16 Şubat 2015 Pazartesi

Keyfi Köpürt

Aslında... diyerek başlamam lazım.
Türk kahvesini ne kadar seviyorsam nescafegilleri o kadar sevmiyorum.
Kahvenin bu türü tek başına acı, sevimsiz bir şey oluyor.
Süt tozunun kendisini geçtim, adı bile yıllardır garip geliyor.
Kendi dünyamda cevabını bulamadığım sorularımı şöyle bir kenara bıraktım.


Fikri mühimden bir paket ulaştı elime. İş yerinde olmanın avantajını yaşadık, bir çok kişi denese de ben kendimi en sona sakladım..
Bizim kahvelerimiz resimde ki gibi köpüklü olmadı ama tadı farklıydı. Tabi sonuçta rtık nescafegillerin bol köpüklü olanını seviyorum.

 
Umarım, elimde ki kahve kreması bittikten sonra yakın marketlerde bulabilirim...

 
 

11 Şubat 2015 Çarşamba

Hayatın Rengi

Biri çıkıp deseydi ki,
Bir gün karşına biri çıkar
Hayat sana ummadığın kapılar açıp şaşırtmayı başarır.
Ama sen şaşırma....
İnanırdım.

Malum, hayat sürprizlerle dolu..
Şimdi ise şöyle bir durum söz konusu...

 
Beyaz atsız, prens görünümlü bir bey gelmiş,
Kapıyı çaldığı halde, -bak eminsen çal! -değilsen geri dön! diyen prens kıza aldırış etmemiş.
Hayır, olurda bir gün of-puf demeler başlarsa başına geleceklerden haberdar olsun..
Sonra kapıyı çalsın.. 
Yok efendim, senin içinde görünmeyen bir cadı varmış! derse, o zaman bozuşuruz
Dedim.
Yok, demem dedi.
Israrla çaldı.
Şimdi kapıdan içeri girip kaleyi fethetme aşamasında..
Artık bundan sonrasına bakacağız, zaman ne gösterir.
 
Sonra yine içimde susmak bilmeyen Yasemin aldı sazı eline,
Neyse, dedi.
Hadi onu da geçtik, daha içeri girmeden mor rengi sevdiğimi nereden öğrendi? :)
 
 

14 Ocak 2015 Çarşamba

Aşk-ı Sükûn

Daha önce Nuriye Çeleğen'in İffet-i Kalp kitabını okumuştum.
Çok güzeldi.
Şiir gibi ilerlediğini hissetmiştim kitabı okuduktan sonra.
Aşk-ı Sükûn da da aynı şeyi hissettim.
Fakat bu kitapta olay örgüsü farklı olunca daha yavaş ilerlediğimi söyleyebilirim.  
 

Hacer annemiz muhteşem bir kadın.
Hakkında okunan her bilgi çok değerli.
Heyecanlı kısmı ise sürgün edilişinden sonrası..
Teslimiyetine hayran olmamak elde değil.


Kitabın bu sayfasına bir işaret koymuştum, aslında bu sayfa gibi bir çok sayfasına işaretler koydum.. Kitapta ki bir çok satır dönüp tekrar okunacak güzellikte..



7 Ocak 2015 Çarşamba

Değişik Bir Durum

İnsanın hayatına yeni birilerinin gelmesi demek, o yeni birilerinin gelmesi bir çok düzenin yenilenmesi demek oluyor.
Haliyle toplum bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bireyler üzerinde baskın rolünü kullanabiliyor.

Senin bir ailen varken yeni bir aile edinmiş, ailenin içine yeni insanlar kazandırmış oluyorsun -eş durumundan..

Neyse, konuyu dağıtmadan esas mevzuya geçeyim..

Bir arkadaşım soruyor başka birine...
Nasıl, gelininize alıştınız mı, seviyor musunuz? diyor...

Cevap biraz şaşırtıcı:

Ben aslında herkesi eşit seviyorum, her şey benim gibi gözükse de aslında hiç bir şey benim olmadığı için sevgimi olabildiğince eşitlemeye çalışıyorum, diyor. Eşim, çocuklarım ve anne babam dahil...

Aslında çok güzel bir düşünce değil mi..
Yaradılış bakımından hepimiz eşitiz.
Hiç bir şey bizim değil..
Yalnız herkesi eşit severken o herkesin içine en sevmemiz gerekenleri de ilave edince durum değişiyor sanki.
Yani insan çocuklarını komşusunu sevdiği gibi mi sever?
Eşini de arkadaşını sevdiği gibi mi sever öyle olunca..
Ya da annesini, başka bir sevgiyle bir tutabilir mi?
Her sevginin yeri farklıyken her sevginin sevme boyutunu eşitlerken sıkıntı çekmez mi...
Muhabbetin boyutunu sevgi belirlemez mi...



Karşımda tüm fedakarlığı ile beni seven anneme, çevremdeki en kıymetlilerime haksızlık gibi..
Ya da hiç bir zaman böyle bir sevgiye sahip olamayacağımı düşündüğüm için şuan böyle düşünüyorum..
 Çünkü malum, herkesin olduğu gibi, her sevginin yeri başka..
 
Not: Bu yazıyı yazmak çok zamanımı almasa da başlığı düşünmek epey zamanımı aldı.
Uygun bir başlık bulamadığım görür görmez anlaşılıyor ^^



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...