Kendimden... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kendimden... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2026 Cumartesi

Ben Bilirim Sanıyordum: Kendimle Yüzleştiğim Günler

Her zaman kendine güvenen bir insan oldum.

Belki de fazla güvenen…

Bazen bu güven, attığım adımlarda destek almamaya sebep oldu.

Bazen dik başlı biri gibi görünmeme…

Bazen de insanları dinliyormuş gibi yapıp aslında hiç dinlemememe.

İnsan “ben büyüdüm, ben bilirim” dedikçe yanılıyormuş meğer.

Benim de her zaman doğru bildiklerim vardı.

Hatam yoktu ki ders alayım.

O derece bir güven…

Kendime öyle çok güvenirdim ki, evlenmek gibi önemli bir konuda bile şöyle düşünürdüm:

“Ben mutlu olmayı biliyorum nasıl olsa, üstesinden gelirim. Önemli değil.”


İnsan Bazen Başkalarının Gördüğünü Göremez!


Evlenmeden önce evleneceğim insanı görenler hep bir duraksadı.

“Emin misin?” dediler.

Ama onların gördüğünü göremeyecek kadar, söylediklerini duymayacak kadar kapalıydım dışarıya.

Ben biliyordum ya…

Sonra evlendim.

Ve hayatımda ilk kez kendimle gerçekten yüzleşeceğim zamanlar başladı.


Uzun gecelerim oldu.

Kimseye anlatamadığım uzun gündüzlerim… 

Günler geçmek bilmezdi bazen.

Bir süre sonra herkesin bir noktada kapıldığı o düşünceye ben de kapıldım.

“Bir çocuğum olsaydı…”

Belki o zaman mutlu olurdum.

Belki zamanı gelmişti.

Bir kızımın olmasını çok isterdim. 

Ve oldu.

Çok şükür…

Dünyalar güzeli bir kızım oldu.

Uzun gecelerime eşlik eden,

Gündüzlerimi güzelleştiren bir kızım…

Hayatım renklendi.

Ömrüm güzelleşti hiç şüphesiz.

Ama yine de…

Bir şeyler eksikti.

İşte o zaman anladım.

Ben kendimi tanımaya daha yeni başlıyordum.

Hep “Ben bilirim.” derdim ya…

Meğer ben hiçbir şey bilmiyormuşum.

O zamanlar öğrendim kendimle yüzleşmeyi.


Ve belki de bu, hayatımın en önemli başlangıcıydı.





13 Ağustos 2025 Çarşamba

İnsan olmak mı zor, iyi kalmak mı?

Bir niyetle çıkıyorum yola. Yanımda, her daim taşıdığım ümidim…

Bir bülbülün sesini duyuyorum.

Dua ediyorum.

Acizim.

Kulum, biliyorum. 

İyi olmaya çalışıyorum.

Ama yaptıklarımız… hep yorumlanıyor.

Derin bir nefes almak istiyorum doya doya.

Söylemek istediklerim geliyor aklıma… yutuyorum.


İnsan olmak mı zor, iyi kalmak mı?

Derler ki, kötü olmak emek ister…

Peki, iyi kalmak?


Konuşmak istiyorum.

Anlaşılamamaktan korkuyorum.

Yürümek istiyorum.

Ama bir türlü yolu bitiremiyorum.


Sevmek neden bu kadar zor?

Bir insanı sevmenin bedeli neden bu kadar ağır?


Karmaşanın içinde bir ışık ararken,

neden ışıkları tamamen kapatırlar?


Gün doğuyor.

Gün batıyor.

Ben yine aynı yerdeyim.


Ama ben… o eski ben miyim?



4 Ağustos 2025 Pazartesi

Bazen Yavaşlamak Gerek

Kendini kıramamak…

Aslında burada “kıramamak”; tabularını, doğru bildiklerini, bazen yanlış anladıklarını, bazen de beklentilerini…

Yorulmak ama yoğurulamamak.


Hayat bana çok şey öğretti diyorum, sonra bir bakıyorum, aslında hiçbir şey öğrenmemişim.

Tekrarladığım şeyler öğrendiklerim değil; alışkanlıklarım.


Bir yola çıkmışım, epey de yol almışım.

Ama durduğum yerde, “yolda neler gördün?” diye soranlara anlattıklarımın içinde hep bir eksiklik var.

Hayat böyledir ya bazen…

“Ah, ben neler gördüm” deriz.

“Feleğin çemberinden geçtim” diye övünürüz.

Belki gerçekten öğrenmişizdir, doğru.

Ama şu an olduğum yerde bu soruya vereceğim cevaplar bunlar değil.

Yolda göremediklerime üzülüyorum, evet. 

Yanımdayken sevdiklerimin ihtiyaçlarını düşündükçe de aynı üzüntü. 


Dün araba kullanırken geçen bir sohbetten başladı bu düşünce.

“Buranın inşaatı epey ilerlemiş” dedi en çok sevdiğim.

“Aaa öyle mi? Arabayı kullandığım için hiç o tarafa bakamadım” dedim. 

O an bakmak istedim etrafa. 

İnsan hep yolda olunca anlamıyor. 

Bazen o yolda olmak, o yolda yolcu olmak gerekiyor. 

Arabanın içindeyken sağ koltukta olmayı teklif etmeli,

Bazen “o” yolu yavaş geçmek istemeliyiz. 


Zamanı geri alamam…

Ama umarım, kendi farkındalığımın elinden tutabilirim.




28 Aralık 2018 Cuma

Yaz Kızım

Ah şu blog…
Ne güzel bir dünya.
Bazen açıp geçmişin tozlu raflarını karıştırıyorum.
Yayınladıklarım dan çok taslaklarım.
Sürekli bir şeyler karalamış, altını-üstünü çizmiş durmuşum.
Ama iyi ki yazmışım.
Bazen dönüp bakmak da iyi geliyor.
İleri dönük hayaller kurarken, yaşadığımız hayatın içine bir kaç iz bırakmak keyifli bir his doğrusu.
En çok da kendine, kendini unutturmamış oluyorsun.

Mesela en son ne zaman sinemaya, tiyatroya gittiğimi unutmuştum.
Hangi fimleri izlediğimi,
En son hangi kitabı okuduğumu,
Buraya bakınca hatırladım.
Kendime ne kadar ara verdiysem, hatırlamam zaman aldı.
Ama iyi geldi.

Artık en çok şunu diyorum kendime, yaz kızım.


14 Kasım 2018 Çarşamba

Beklemek

Bazen öyle bir zaman geliyor ki; dur diyorum kendime, bir nefes al bakalım neler oluyor.
İzle.
Öncelikle benden beklenen her şeyi iyi veya kötü- az yada çok yaparken benim beklediğim şeylerin askıda olduğunu görüyorum.
Bazen -neyse -diyor, bazen de -neden?- diye soruyorum.
Çünkü diyorum, ''sana öğretilen hiç bir şeyin içinde -ben- kavramı geçmiyordu, bilmiyorsun." bildiğin yoldan gidiyorsun.
Aferin, devam et! de diyemiyorum.
Bi süre itiraz falan ediyorum.
Kısa sürüyor.
Hamurumda yok.
Öyle alışmışım ki, hastayım, tedavi olmalıyım, farkındayım, ama kendime zamanım yok!
Garip bir dünya.
Bazen çığlık atmak istiyorum.
Bazen sadece sessizce yürümek.
O da olmuyor.
Tüm ruhumu sessizlik kaplasa da bedenim bir türlü bu sessizliğe uyum sağlayamıyor.
Programlanmış gibiyim.
Gelip geçen zamanın farkındayım.
Ama sesim çıkmıyor.
Çok kalabalığım.
Ama aynı zaman da çok yalnız.
Söyleyeceğim çok fazla söz, karmaşık cümle, bulutların üzerini kaplayan hayallerim var.
Ama hepsi bir köşede bekliyor...
Çünkü beklemek benimle öyle bütünleşmiş ki...
Gittiğim her yerde var, ama kimse görmüyor.
Evet, umma ki küsmeyesin.
Evet, kimseden bir şey bekleme!
Tırnağın varsa...
Ama, biz de bu dünyaya ağaç olarak gelmedik ya dimi yani demek istiyorum...
Neyse.
Bazen yazmak iyi geliyor.



Bugünlük söyleyeceklerim bu kadar...
İyi günler dilerim.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Ekim Ayı Geçmeden



Ekim ayını diğer aylara nazaran daha çok seviyorum. Mâlum #benimayım :)

Aylar, yıllar geçti ömrümden hayatının en çok hangi zamanını sevdin deseler -tam da şu anı, derim. Yaş aldıkça yaşlanıyorum kısmına gözlerimi kapatıyorum. Geçmiş denilen şey acı, tatlı geldi geçti. Artık saymıyorum.
Ama en büyük duam sağlık, varlık.
Bunu insana hayat mı öğretiyor, zaman mı öğretiyor bilmiyorum ama artık yaş aldıkça bazı şeyler daha normal geliyor...
Bir zaman sonra, içimde ki iyiliklerin değil ama beni savunan duygularımın geliştiğini, yapmam dediğim şeyleri yaptığımı... aklıma gelmeyip başıma gelen şeyleri yaşadığımı gördüğüm zaman... evet, yaşlanıyoruz... diyorum.


Neyse...
Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar :)
Yine görüşelim inşallah Ekim ayı ^.^





24 Mart 2016 Perşembe

Çalışmak Güzelmiydi?

Lise yıllarımın başlarındaydım.
Bir gün yakın komşumuz, bir işten bahsedip hafta sonları çalışmak isteyip istemediğimi sordu.
Ve her şey o zamandan sonra başladı.

Kendime böyle bir kötülüğü nasıl yaptığımı hala anlamıyorum. Önce yarı zamanlı başlayıp, hafta sonları, yaz tatilleri derken 3 yılımı hem çalışıp hem okuyarak geçirdim.

Çalıştığım sürede çok fazla zorluk yaşasam da bir kere isteyip elde ettikten sonra işi bırakmaya gururum el vermedi :)
Hem ben; annesine babasına kıyamayıp, kazandığını babasının kesesine koyan küçük bir kızdım hep ^^ Sonuçta annemde en çok, Allah kesene bereket versin, diye dua ederdi :-)

Liseden sonra başladığım okul, değiştirdiğim bölüm derken hem okul hem iş ağır geleceği için bu sefer sadece okulla devam ettim.

Bir gün derste hocamız; bir iş yerinden, güvenirliğinden, fakat sadece yol ve yemeğini karşılayacağından ama işi güzel bir şekilde öğreneceğimizden bahsetti. Teklif güzel geldi. Hemen elimi kaldırdım. Sonuçta erken yaşta işi öğrenecektim neden istemeyecektim ki? Sonra arkama bir baktım, benden başka isteyen yok ^.^

Hocamın referans olduğu yerle gittim görüştüm.
Okul biter bitmez işe başladım.
2 yıla yakın çalıştım.
İşi öğrenmeme rağmen, bir türlü ilerleme kaydetmeme müsaade etmeyen iş yeriyle yollarımı ayırma kararı aldım.

Hiç iş aramadan işe yerleşen ve iş aramayı bilmeyen biri olarak uzun bir süre evde zaman geçirdim :) Ve bu zamana kadar çalışmayı bir türlü sevmedim.
Ama kendimi hep çalışmak zorundaymış gibi hissettim.
Bu nasıl bir çelişkidir hala anlamış değilim ^^



Evet hala çalışıyorum.
Şuan ki iş yerimde 2. yılımı tamamlamak üzereyim.
Bu iş yerim kamuya hizmet veren taşeronları kapsadığı için, ben de bir taşeron olduğum için şu sıralar en çok duyduğum şey, inşallah siz de kadro alacak olanlara dahil olursunuz! oluyor.

Allah razı olsun diyorum. Düşünüyorlar. Ama benim tarafımdan düşünemiyorlar. Çalıştıkça ihtiyaç artıyor. İnsan kesem genişledikçe genişlesin istiyor. Yetinmek varken nefis hep daha fazlasını arzuluyor.

Şimdi ki çalışmamın en büyük sebeplerinden biri de budur.
Bir nevi kapitalist sistemin göz göre göre kurban olanlarından sayıyorum kendimi.
Almanın sonu yok!
Peki ilerisi,
Kendime yetemiyorken,
Bir ailem, eşim, evim varken onlarla geçirmem gereken en güzel zamanları çok daha farklı yaşıyorum.

Eskiden çalışmak zorundaymışım gibi, Allah'ım hayırlı kapılar açsın, hayırlı işler nasip etsin, hayırlı insanlarla karşılaştırsın derdim dualarımda.. Ne kadar yanıltmışım kendimi.

Şimdi daha fazla geç kalmadan farkına vardığım yanlışları düzeltmeye çalışıyorum..


Allah her şeyin hayırlısını versin..

16 Haziran 2014 Pazartesi

Tevafuk

Geçenlerde bir arkadaşla sohbet ediyorduk.
Tesettür üzerine değildi ama, bir an nasıl karar verdin? diye sordu.
Nereden başlayacağımı bilemedim.
İlk adım çok istemekti.
Çok istedim.
Hem emek, hem mücadele verdim diyebiliyorum çünkü.
Ailem asla karşı değildi ama hala anlayamadıkları şeydir zamansız buluşları.
Bunun bir zamanı varsa bile gelmiş geçiyordu çünkü.
Hala unutamadığım ve etkisinde kaldığım bir olayı anlattım arkadaşıma.
Çok istediğim, ama bir o kadar da yorulduğum bir gündü.
Kafam da milyon tane acaba ile okuldan çıkmış arkadaşımla otobüs durağına yürüyorduk.
Tam yolu yarılamışken telefonum çaldı.
Telefonda ki bayan, Yasemin hanım pardesünüz hazır, buyrun gelin alın! dedi.
Ben -Allah Allah öyle bir sipariş vermedim. Dememe rağmen, ısrarla,
Siz Yasemin hanım değil misiniz diyor,
Evet diyorum ben Yasemin.
Numaramı söyleyerek, bu numara size ait değil mi diyor.
Evet diyorum bana ait.
O zaman pardesünüz hazır, buyrun gelin alın diyor!
Israrla.
Ve defalarca tekrarlıyor.
Yok diyorum, ben öyle bir sipariş vermedim.
Artık en son nereden aradığını sorarak, Bursa'dan aradığını öğreniyorum.
Hani tam da böyle bir konu gündemimdeyken...
Bu muazzam tevafuk şükür sebebim oluyor
Telefonu kapatınca tüm acabalar siliniyor.
Yok diyorum sonra, pes etmek yok :)
Ve ondan sonra bir çok şey, zamanla, sabırla gerçekleşiyor...





11 Haziran 2014 Çarşamba

Özgür Mim

Güzel blog arkadaşım Lâl-ü Tebessüm tarafından mimlenmişim. Çok mutlu oldum. Çünkü seviyorum mim cevaplarını, bir nevi kendimle konuşuyormuş gibi ya da içimde ki Yasemin'i konuşturuyormuşum gibi oluyor
Yalnız bu mim de bir şey eksik sanki, hani direk konuya girmiş. Cevapları neyi düşünerek söyleyeceğimi söylememiş.
O yüzden adı başlıkta ki gibi Özgür Mim.

1) Telefonun nerede?
Şu an çöpe atmak istiyorum, çünkü çekmiyor!

2) Partnerin?
O şanslının hala varlığından haberi yok, galiba ^.^

3) Saçların?
Genel de uzun saç severim, şöyle rüzgara karşı savrulanlardan :)

4) Annen?
Umarım şu an, akşama ne yemek yapsam da yaseminimi mutlu etsem diye düşünüyordur...

5) Baban?
Babam şu sıralar çok mutsuz, benim asistanlığım kısmında ciddi zorluklar yaşıyor :)
Sorduğun için teşekkür ederim ^.^

6) En sevdiğin eşya?
Şimdi, tam da şu an, mp3'üm, bazı olumsuz sesleri duymama engel olduğu için..

7) En son gördüğün rüya?
Çok garipti..

8) Hayalindeki araba?
Bugatti veyron, chrsyler c300 falan demeyeceğim tabi, Volvo s40'ım olsa kâfi :)

9) İçinde bulunduğun oda?
Çok havasız, mutsuz, duvarların dili olsa da konuşsa!

10) Korkun
Karanlıkta yalnız kalmaktan korkarım...

11) On sene içinde ne olmak istiyorsun?
İsteklerimi o kadar uzun zamana yaymayı sevmiyorum, hayallerimi de.

12) Sen ne değilsin?
Hadsiz ve bencil değilim.

13) En son yaptığın şey?
Şimdi bir bardak su içtim, öyle güzeldi ki :)

14) Senin hayatın?
Benim hayatım çok sakin, bazen hareketli bazen de çok telaşlı olabiliyor.

15) Moralin
Moralim, hava durumuna ruh haline ve annemin beni evden uğurlamasına göre değişebiliyor :)

16) Şu an ne düşünüyorsun?
Evimi. Akşam için ayırdığım 3 saatlik vaktimi nasıl, ne ile değerlendireceğimi, nasipse...

17) Senin bilgisayarın?
Benim bilgisayarım çok güzeldi, ekranı kırıldı. İmdadıma ablam yetişti, benim değil ama ablamın bilgisayarı pek yavaş pek ağır..

18) Aşk?
Aşk denince genelde tek bir şey gelmiyor aklıma, gören gözlerime de aşığım, beni yaratan Rabbime de..

Mim için teşekkür ediyorum efendim Lâl-ü Tebessüm :)



6 Haziran 2014 Cuma

Ders Çalışamayan Kız

Sınav zamanlarında aklıma gelen ilk şey, bu millet nasıl oluyor harıl harıl ders çalışıyor da ben kitabın kapağını açmaya bile üşeniyorum? oluyor.
Cidden.
Yalnız benim bu alışkanlığım doğuştan olmalı.
İlkokulda da sevmezdim sürekli ders çalışmayı.
Evet çalışan kazanıyor ama nasıl oluyor, yani o ders çalışma ya da bir kitaba kafa yorup saatlerini üzerinde harcama.. nasıl oluyor da insanlar bunu başarabiliyor.
Hiç mi dikkatleri dağılmıyor,
Ders çalışırken karınları acıkmıyor,
Kapı da mı çalmıyor yani.
Merak ediyorum.
Çünkü biliyorum problemli bir bünyem var, ne zaman ders çalışıyım hadi diye kendimi zorlasam ya acıkırım, ya biri gelir, ya telefon çalar ya da kapı.
Ve ben o gün hiç olmayacak işlerle uğraşır fakat bir türlü ders çalışmam.
Formül, ilaç, iksir istiyorum ^.^
Hiç değilse üniversite hayatımı kurtara bileyim yeter :)



Kahve yapamayan, ders çalışamayan garip yasemin bakalım yarın hangi derdini anlatacak ^^

1 Haziran 2014 Pazar

Kelebek Oldum

Bazen hayal dünyam beni olmadık yerlere, olmadık düşüncelere sürükler.
Hayal kurmak hayat telaşı dolu düşüncelerimden öyle uzaklaştırır ki hayallerimden büyük zevk alırım. 
Tabi ki bir astronot olup aya çıktığımı hayal etmem. 
Rengarenk kanatları olan etrafa ışık saçan bir kelebek olduğumu düşünürüm :)
En sevdiğim yerdeyimdir..
Neşeyle öten kuş cıvıltılarının ve arka fonda ney çalan neyzenin etrafında uçtuğumu hayal ederim. 
Ve mutlaka mevsim ilkbaharın ilk günleridir.
En sevdiğim insanların etrafını saran beyaz papatyaların üzerlerine konar bir yandan ney sesini dinler
Diğer taraftan da o bir günlük kısacık ömrü ne ile geçireceğimi düşünürüm...
İşte bu düşünce hayalden uzaklaştırıp gerçek hayatla bütünleştirir. 
Neden?
Hayatta da böyle değil midir, plansız programsız geçmez zaman ama yine de bir çok şey yarım kalır. 
Çünkü anı yaşamak değildir amacımız, hayatın şartlarını yerine getirmektir. 
Mesela bazen canım o an en olmak istediğim yerde olmak ister. 
Bir Cuma vakti Hacı Bayram Cami de Kur'an-ı Kerim tilaveti dinlemek gibi. 
Yada ah keşke yanımda olsaydı! derim. 
İşte o zaman hayallerime daha çok sarılır gerçek hayattan daha çok uzaklaşırım. 
Sonra bir çok şey boş gelir. 
Ve bu ruh hali bir bunalım değil, bilakis hayata tutunuştur benim için.
Daha çok umut, daha çok dua ve daha çok şükür getirir ardından...



Bir de ruha şifa niyetine okunan Ayet-i Kerime... 

''Ey Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi imandan çevirme! Tarafından bize rahmet ver. Muhakkak ki sen vaadine muhalefet etmezsin.''  (Al-i İmran Suresi:8)




12 Nisan 2014 Cumartesi

Aile Şirketi Mi?

Uzun zamandır hayalini kurduğum şeydir aile şirketi.
Öyle kocaman bir şirket değil tabi. 
Küçük, kendi yağı ile kavrulan bir şirket ama hayal öyle bir hayal ki, ofis dekorasyonumuz bile hazır :)
Ve aile şirketinde görev yeri belli olan tek kişi babam. 
Genel sekreterim :))

Şu sıralar hayalime biraz olsun yaklaştığımı hissediyorum. Aile şirketimizi henüz kuramadık ama babam ile aynı yerde işe başlıyorum. 
Ve bu vesileyle babamı hayalimde ki konumuna kavuşturuyorum :)
Her yeni başlangıç yeni bir umut demek...


Not: Fotoğraf netten, çiçek ise tabi ki yasemin çiçeği :)

27 Aralık 2013 Cuma

Yer Gök Kitap

Yer, gök, kitap dedim, 
Çünkü burası dopdolu bir sahaf. 
İçeri girer girmez sahafçı olmayı hayal ettim, hayale müsait bir ortam çünkü.

Tüm kitaplar benim, bir de herkese satmam kitaplarımı, bazılarına hediye ederim ^^
Kitapları yazarların isim sırasına göre de dizerim, 
Şuraya da iki berjer ortaya da minik bir masa,
Gelen gençler oturur okur, bende annemin yaptığı kahveleri ikram ederim.

Dedim.



Sonra biraz ilerleyince..... 
Yok yook tövbeler olsun!
Bir de iki katlı 
Akşama kadar elimde toz bezi ile gezemem ki! 
Hem sevmem öyle tozlu işleri :)

                                     

Bir de bu manzarayı gördükten sonra! Merdiven tek kişilik olmuş, annem geçemez ki oralardan. Takılır düşeriz mazallah :)


Oracıkta vazgeçtim düşüncelerimden :)


Taze kitap kokusu başka oluyor ama, eski kitaplar daha farklı oluyor, kesin. Mesela Çalıkuşu'nu son basımlardan değil de ilk yazıldığı hali ile okumak isterdim... gibi.


Bu son fotoğrafta sahaf olmak çok güzel ama ben olamam'ın kanıtı :)



21 Haziran 2013 Cuma

Korkularıyla Yüzleşmeli İnsan

Küçükken beni ne korkuttu bilmiyorum ama yürüyerek gittiğim dişçide kendimi yerlere atarak geri eve döner ağzımı mümkün değil açmazdım :) Anneme babama az çektirmedim bu konuda. Sonra çark döndü tabi.. 
Anneme babama çektirdiğim zamanlar bana bonuslarıyla geri döndü. Ohh çok güzel oldu diyorum kendime! Ne de olsa kendim ettim kendim buldum! du..

Şimdi hep tek başıma gidiyorum dişçiye, randevularımı yine özel sekreterim babam ayarlıyor tabi :) Ne de olsa ben tescilli bir korkaktım zamanında.. Ve her an cayabilirdim. 

Çekilen dişlerimi, yapılan kanallarımı sonrasında implantları söylemeye dilim varmıyor :)) Korkularımla yüzleşmiş cesaretimi toplamış olmama rağmen, 4 de ki randevuma saatler kala hala heyecanlandığım doğrudur :)

Aslında her şey o koltuğa oturana ve kendini güvendiğin bir doktora teslim edene kadarmış, o kadar. Sadece o zamanlar bu kadar kolay olacağını dişçi de değil de evde anlatmalıymış ebeveynler.. ve tam randevu saatin de gidip, küçücük bedenlerimizi o dişçi koltuğunun karşısına oturup saatlerce bekletmemeliymişler. 

Evet yine ev halkının da payı var. Tüm suç benim olamazdı zaten :)

Tecrübe neyse ama asıl önemli olan tavsiye, ben ettim siz etmeyin! demek istiyorum sadece :)


Hayırlı Cumalar!

Ben Bilirim Sanıyordum: Kendimle Yüzleştiğim Günler

Her zaman kendine güvenen bir insan oldum. Belki de fazla güvenen… Bazen bu güven, attığım adımlarda destek almamaya sebep oldu. Bazen dik b...