25 Mayıs 2012 Cuma

Hacı Bayram Camii



Hazırladığım en uzun post oldu. Umarım sıkılmassınız :)

İşte burası Ulus'un kalbi!
Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin türbe-i şerifi ve Hacı Bayram Cami






Sevgili arkadaşım sahineydiask ile
sınav öncesi niyetlenmiştik Hacı Bayram Camii'ne gelmek için ve
bir kandil daha geçirmek nasip oldu elhamdülillah bu muhteşem Camii'de.





Köşede duran stanttaki lokumlardan yiyemesekde, coşkulu ve neşeli kalabalığı görmek şahane bir duygu oldu bizim için.
Sol tarafta ise yapılan çeşme kocaman çok güzel bir hava katmış Camii'ye, yapandanda yaptırandanda Allah razı olsun.



VE
 Camii avlusundan asaleti ile görünen Ankara kalesi...





Sanki gittikçe güzelleşiyor bu Camii, her gidişimde bir önceki gidişimden çok daha fazla seviyorum buraları..




Okunan mevlid-i şerif'in ardından kalabalığın dağılmasını beklemedik tabi :)
Çünkü akşam ve yatsı ezanları arasında bir mevid-i şerif daha okunucaktı.




Bu güzel günün fotoğrafları arkadaşım sahineydiask'a ait. Kendisi fotosever ve benisever bir insan olduğu için sağolsun bol boll fotoğraf çekti :)



Camii'nin içinden bir görüntü. Aslında diğer tarafıda görüntülemek istedi sahineydiask
ama namaz kılanları rahatsız etmek istemedik.



Camii'nin en sevilen köşelerinden...
 

Gün böyle bitmedi aslında, senede bir defa Ramazan ayının son 10 gününde açılan Çilehane'yi kandil sebebiyle bugün tekrar açmışlar.
Ama üç saati kadınlara, üç saati erkeklere ayırmışlar.
Biz geç kalmış olsakda sağolsun oradaki sorumlu amcalar ve güvenlikler görmek isteyen ve geç kalan bir grup bayanın görmesine müsaade ettiler.





İlk başta içeri neden insanları azar azar aldıklarını anlamamıştım. Çünkü hayallerimdeki çilehane; kocaman, ferah bir alana sahipti Hacı Bayram-ı veli hz.leri kalıyordu sonuçta orada, içeri giren insan sayısıda bu kadar sorun olmamalıydı...



Derken...
''kafalarınızı eğerek geçin'' diyen bir görevli ile karşılaştık.
Nasıl yani! demeye kalmadan minicik bir kapının içinden geçtik ve kafamızı çevirince üst resimde görünen, çok amaçlı dolap ve raflar ile karşılaştık.




O dolapların karşısında bulunan bir kaç basamak. Onun üst kısmında da çilehanenin havalandırması bulunuyor.



Başımızı kaldırınca tahtadan yapılmış olan orjinali bozulmadan korunan tahta tavan ile karşılaştık.


Burası ise Hacı Bayram-ı Velii hz.lerinin banyo ve lavabo'su imiş.



İşte bu kapı; vay bee dedirten, düşündüren ve utandıran bir kapı. Buradan tek sıra halinde ilerliyip Hacı Bayram-ı Velii hz.lerinin günlerinin büyük bir çoğunluğunu geçirdiği odaya ilerliyorsunuz. Zaten o uzun koridorda iki kişinin yanyana yürümesi mümkün değil.




Üstte görünen foto antreden bir görüntü.


Bu kapı ise bel hizanızı biraz geçen boyda olan bir kapı. İçeri geçerken ''aman kafalara dikkat'' diyen görevliler olmasa bir çok kişinin canı yanabilirdi.
Biz 5 dk zor kaldık, Hacı Bayram hz.lerinin 40 gün ibadet ettiğini düşününce karmaşık duygular kaplıyor insanı.




Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin ve öğrencileri Akşemseddin, Şeyh Eşrefoğlu Rumi'nin ve tarikat üyelerinin kaldıkları odalardan biri...



Burada bir önceki resimdeki boyutta olan bir diğer oda. İçeride en fazla 2 veya 3 kişi oturabilir. Dünya rahatı düşünülmeden yapılmış olan yapıtlar.


Bu fotoğrafta son bakış ve bir iç çekiş oldu.

Bir kandili daha Hacı Bayram Camii'nde geçirmenin verdiği mutlulukla günü sonlandırdık.
Yol arkadaşım sahineydiask'a teşekkür ediyorummm fotoğrafları ve yol arkadaşlığı için :)

Daha nice kandillerimiz olur inşAllah...
Herkese Hayırlı Cuma'lar
:)



20 Mayıs 2012 Pazar

Artık benimde bir ödülüm var :)

Günlerdir blog dünyasında kendini gösteren ödülden bende nasibimi almış bulunmaktayım. Sevgili blogcu dostum bizim EV'e vermiş olduğu bu güzel ödül için çokkkk teşekkür ediyorumm :)




Bu ödülün getirdiği bazı sorumluluklar varmış önce onları yerine getireyim:


1. Benimle ilgili 7 gerçek..
[1] Çok fazla duygu karmaşası yaşarım. Güne mutlu başlamam, günü mutlu bitireceğim anlamını taşımaz. Eminim bir çoğumuzda böyledir üzüldüğümüz zaman yorulduğumuzu hissederiz. Genelde bir şeye çok üzülüyorsam ve elimden gelen tek şey dua etmek oluyorsa o üzüntü kısa bir zaman içinde beni hasta edebilir. Aklıma geldikçe oturur ağlarım, elimde olmadan zayıflarım, ağzımda yaralar ya da saçlarımda beyazlar çıkar. Yüzüm gülüyorken bile içim kan ağlayabilir.

[2] İnsanlara çabuk inanırım. Güven kavramımda kısıtlama yoktur, kayıtsız şartsız güvenirim. Yediğim kazıklar gözüme dizime durmaz :)

[3] Tepkilerim şahanedir :) Yanımda biri varsa ve ben şaşırdıysam yada korktuysam yandı, çünkü; anında kalpten gidebilir, yüreğini ağzına getirebilirim :)

[4] Birşeyi insan başına gelmeden bilemez ya, yorum yaparlar ama faydası yoktur. Bildiğiniz doğrunun sizi şaşırtmayacağını zannedersiniz. Banada bu böyle çok olmuştur. Başıma gelen zorlukları kolay zannetmişimdir ilk önce, sonra altından kalkamayacağımı düşünerek yavaş yavaş pes etmeye başlarım. Daha sonra Allah öyle birilerini çıkartır ki karşıma yolumdan dönmeme müsade etmezler. İşte o anlarım hâlâ unutamadıklarımdır. Bazen düşünür vay beee derim kendi kendime, ya vazgeçseydim!  

[5] Annemin hayatta sevmediği üç şeyden biri ben olabilirim :) Saatlerce evden çıkamamam, bir işi uzun saatler içinde yapmamdan ötürü canım annem böyle anlarda beni boğmak isteyebiliyor, yada öylece kapının önüne koymak isteyebiliyor, söylemese bile bakışlarından anlıyorum :) En basiti ekmek almaya bile gidiyorsam üzerimi tam takım giyinmeden çıkamam. Çok zor durumda kalmadıkça eşortmanla evden çıkmam, başımı güzelce yapmalıyım. Köşedeki bakkala gitmek öyle 5 dakikalık bir iş değil yani :)

[6-7] Bu gerçeği o kadar çok düşündüm ki bulamadım. Umarım bu kadar cevap yeterli olur :)

2. Bu ödülü 11 bloğa göndermem gerekiyormuş. Ama ben bu güzel ödülü listemdeki herkese göndermek istiyorummm :)

3. Ödüle layık gördüklerimi haberdar etmem gerekiyormuş ama ben herkese gönderdiğim için ödülü alanlar bana aldıklarını söylerlerse daha makbule geçer :)

Herkese mutlu pazarlar...


15 Mayıs 2012 Salı

Suluhan Çarşısı


Ankara'nın Ulus semtini ne kadar sevdiğimi daha önceden söylemiştim :)
Ulus'taki hâlin çıkışının tam karşısında Suluhan Çarşısı'nın tabelasını görebilirsiniz.
Belki ilk görüşte pek sıcak gelmeyebilir. Ama merdivenlerden inip içeri girdiğinizde karşınızda ki çarşının tarih koktuğunu farkedebilirsiniz.
Çarşının tam ortasında olan mescid mükemmel!


Ulus'a o gün ablam istediği için gitmiştik. Ben öyle koştur koştur gezmeyi pek sevmem.
Şöyle aheste aheste doya doya gezmeliyim :)
Ablam buna müsade etmedi tabi.
Evli, çocuklu olunca sorumluluklarda değişiyor.
Bu seferlik dediğin gibi olsun dedim :)



Yakaladığım bir kaç kareyide sizinle paylaşmak istedim.
Bu kolyeler çokkk güzeldi. Gözüme bir kaç tanesini kestirmiştim bile ama ahh abla alacağım olsunn !!
Çarşının içinde o kadar çok incik boncuk satan yer var ki bazı dükkanlar özellikle ışıl ışıl.
Fiyatlarda genelde gayet uygun.




Oturan şirin biblolara, kuğulara bayıldımm. Kim bilir içerde ne güzellikler vardı..


En çok bura için gideceğim bir daha ki sefere.
Ahşap yakma sanatı şahane birşey. Burada gördüklerimde çok güzeldi.
En son geçen sene Ramazan ayında Hacı Bayram Camii'ne açılan fuarda görmüştüm kendilerini. Ama böyle güzel, minik, şirin yerlerde olabileceklerini tahayyül edememiştim.


Suluhan'ı eminim bilenler çoktur. Bilmeyenler için tavsiye edebilirim.
Ben doya doya gezemedim, siz gezersiniz inşAllah :)
Hayırlı ve mutlu günler!!

13 Mayıs 2012 Pazar

Çıkrıkçılar Yokuşu..

Ankara'da en sevdiğim yerlerin başında Ulus semti gelir. Tarih kokan farklı bir havası vardır Ulus'un.
Kalabalığı dışında herşeyi çok güzeldir bence..
Hacıbayram Camii ve türbesi ile zaten gönlümün sahibidir Ulus :)

Ben birde yaşlıları çok seviyorum hele ki kalbindeki nuru, güzelliği yüzüne yansıyan yaşlı teyzeler ve amcalar olur ya, işte onlara bayılıyorum. Rabbim sayılarını arttırsın inşAllah öyle kalbi güzel, yüzü güzel insanların.

Hatırlarsınız büyük ihtimalle Ankara'nın tarihi yerlerinden biri olan çıkrıkçılar yokuşunda geçen aylarda büyük bir yangın çıkmıştı. O yangını söndürmek zaman almış ve bir çok dükkan yanmış, yanmayan dükkanlarda sular altında kalmış 7 iş yeri kullanılamaz hale gelmişti.
Kışın son soğuk günlerini yaşayan Ankara'da bir çok insan işsiz kalmıştı. Habere ulaşmak isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz..

Biz genelde yıllardır çorap çamaşır alacağımız zaman gider çıkrıkçılar yokuşundaki Hacı amcamızdan alırdık. Onunla tanışmamız yıllar önce gerçekleşen güzel bir tevafuka dayanıyor. Güler yüzü, bu zamanda insanlara olan güveni, o yaşa sahip olmanın vermiş olduğu saygı, sevgi, hoşgörü... belkide bilmediğimiz, sayamadığımız bir çok güzel özelliği barındırıyor ruhunda.

Hep güzel insanlarla karşılaşırız inşAllah..

Biz o yangından sonra hiç gitmemiştik o taraflara, hiç yolumuzda düşmemişti..
İnsanoğlu neleri unutmuyor ki değil mi..
O yangın aklımızdan uçup gitti, bugün Ulus'a inmişken hadi birde Hacı amcanın olduğu tarafa gidelim dedik.
Anneme; bak köşeyi dönüyoruz ondan sonra Hacı amcanın dükkanı orada dedim.
Köşeyi geçince birde baktık ki binalarda dükkanlarda yok..
Meğer çıkan yangında yanan 7 dükkandan biri Hacı amcanınmış :(
İnsanlar ellerinde olan ürünleri satmak ve geçim derdini azaltmak için çadır gibi bir yöntem kullanmış şimdilik yollarına o şekilde devam ediyorlar.
O çadırın altında Hacı amcamda var tabi.
Şimdi yağmur olmasına rağmen sıkıntıları yok çok şükür ama yaz bitince, kış kendini göstermeye başlayınca yollarına bu şekilde devam etmeleri çok daha zor olacak gibi görünüyor... 

Bu bir sınavdı onlar için, ama her sınavda olduğu gibi sorular sıkıntılar en zor olanlarındandı.
Rabbim herşeyin en iyisini bilir şüphe yok tabi ama insan elinden birşey gelmeyince ve o insanları öyle görünce çok üzülüyor..

Rabbim ahiret hazırlığı olan sınavlarımızı hakkıyla eda edenlerden olmayı nasip eder inşAllah.

Nt:Birde bu post sadece içini dökme postu oldu. Bloğun olmasının en güzel nimetide bu olsa gerek...

Herkese hayırlı ve mutlu pazarlar inşAllah..







10 Mayıs 2012 Perşembe

Başlık bulamadığım bir yazı..

Sormadan, sorgulamadan, neyin nasıl olduğunu bilmeden herşeye inanmayalım tabi. Zamanında yaşanan olaylar ve hikayeler olabilir müslümanlarla her dönem uğraşıldı. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ile uğraşıldıda kaldı ki biz aciz kullar ile mi uğraşılmasın.

Bugün şöyle bir yazı okudum. Okudukçada sinir oldum. Ayet-i Kerimeler'i, Hadis-i şerif'leri hiçmi okumuyor acaba insanlar.

BU ÇEŞMEDEN MÜSLÜMANA SU İÇMEK HARAM..!!!

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap …Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:

“Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…

Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:

- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:

- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:

- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:

- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:

- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”

- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”

- “Eeee?!..”-

“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler

- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

- “Bitti mi?..” demiş adama.

- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- “Şimdi nedir isteğin?..”

- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve . Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:

- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

- “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!..”

- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

- “Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:

- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- “Hava bile haram, hava bile!..”


Birde hangi aciz kul Allah Teala'nın verdiği nimeti haram kılabilir?
Bu kimin haddi olabilir?
Arkasında kıldığım namazlara acırım diyen bir mü'min kul düşünülebilir mi?

Okuduğum yazının altındaki beğenileri ve yorumları o kadar sinir bozucu geldi ki
ne diyelim.. Allah ıslah etsin..

Birde böyle canımın sıkıldığı zamanlarda aklıma hep bu ayet-i kerime gelir..

"Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir." (Kasas, 56)
 
 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...