29 Şubat 2012 Çarşamba

Yeryüzüne inen mucize..

*Kar tanelerini tek başına incelemek istediğimizde başarısız oluruz. Elimize düşen kar tanesi anında eriyip su olur.Kar taneleri bir araya geldiği zaman pamuk gibi görünür.* Birçoğumuzun gönlünü feth eden ilâhi kudret güneşin çıkmasıyla yok olur. Ve yerini başka mucizevi güzelliklere bırakır.


*İncelendiğinde ise bir kar tanesi 200'den fazla buz kristalinden oluşur.
Yere düşen her bir kar tanesi kristalleri altı köşeden ve farklı şekillerden oluşur.*


*Kar kristallerindeki muhteşem yapının fark edilmesi, bilim dünyasını şaşırtmış ve bilim adamlarında büyük bir hayranlık meydana getirmiştir. Öyle ki, kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında çok etkilenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini incelemiştir.*


*Bentley keşfettiği kristal aleminin eşsizliğini ise şöyle dile getirmiştir:''Mikroskobun altında kar tanelerinin mucizevi güzellikte olduğunu keşfettim. Bu güzelliğin başkaları tarafından görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kayıp. Her kristal bir tasarım harikası ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanmıyor….''*


*Bütün kar kristalleri neden acaba altıgendir?.. Ve neden her biri diğerlerinden farklıdır? Kenarları neden düz değil de köşelidir? Bu soruların hala bilimsel bir cevabı yok. Ancak bilinen tek gerçek şu: Yüce Allah sonsuz güç sahibi olan, her güzelliği örneksiz ve sanatının içinde yaratandır.*


"O Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir,'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi,24)

Evreni en ince ayrıntısına kadar Allah (C.C.) yaratmış ve Kendi sıfatlarıyla şekillendirmiştir. Var olan her şey O’ndandır. Tüm güzellikler, incelikler O’nun aklının tecellileridir. İnsana düşen, Allah’ın (C.C.) yarattıklarındaki eşsiz sanatı görmek ve bunların üzerinde düşünmektir. Allah (C.C.) örneksiz olarak yaratandır. Her bir kar tanesi Allah’ın (C.C.) izni ile yeryüzüne düşer. Karın oluşabilmesi için gerekli tüm etkenleri yaratan Allah’tır (C.C.) Isı değişimi, hava akımları, kristalleşme …

“Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz? Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 17-18)

Çok sevdiğim biri kar taneleri hakkında şöyle bir açıklama yapmıştı: Her bir kar tanesini gökten bir melek indirir ve inen her melek etrafında ki diğer meleklere çarpmadan geri gider. Ve kıyamet gününe kadar aynı melek tekrar yeryüzüne kar tanesi bırakmaz.
Kar tanelerinin altı köşeli olduğunu, yere düşen her kar tanesinin birbirinden farklı olduğunu düşününce yapılan bu açıklama çok mantıklı geldi.
Allah-u Teâla yarattığı her kulunu, her canlıyı korur ve kollar.



26 Şubat 2012 Pazar

Hediyelerin en güzeli :)

Hilal'le blogunun sahibesi Hilal hanımın 14 Şubat sevgililer günü münasebetiyle yapmış olduğu çekilişe katıldım, vee kazandım :) Hilal hanım bu muhteşem kurabiyeleri annemin ve babamın adına hazırladı.


Kurabiyeleri kolisinden tek tek çıkarttım sonra tabiki tek tek inceledim :)
Harcanan emek o kadar güzel ki hayran kalmamak elde değil.


Kurabiyelerin üzerinde annemin ve babamın isimlerini kalpler içinde görmek, onları mutlu etmek almış olduğum bu güzel hediyenin ne kadar değerli olduğunun bir kanıtı oldu.


Hilal hanım herbirini büyük bir özenle hazırlamış, hepsi birbirinden güzel geldi...
Bloglar arası hediye çekilişleri çok sık oluyor. Çokta güzel oluyor hepsi.
Ama şüphe yok ki emeği yoğun olan hediyelerin anlamı daha büyük oluyor.


Hiç görmediğim, farklı şehirlerde yaşadığımız bir insandan böyle güzellikte bir hediye almak çok güzel bir duygu,  çok mutlu etti beni. 


Varlığıyla mutluluk veren insanlar, başkalarının mutlu olmasına sevinen insanlar her zaman çok mutlu olsunlar inşAllah.


Uzun süre düşündüm üzerlerinde, yesem mi yemesem mi ? diye
Çünkü o kadar güzeller ki insan yemeğe kıyamıyor :)
Sanırım ben hepsini saklıcam :)


Ellerinize sağlık Hilal hanım,
Bu güzel mi güzel hediye için size bir kez daha çok teşekkür ediyorum.
Selâm ve dua ile, sevgiler...


25 Şubat 2012 Cumartesi

Ankara'lı Bloggerlar Buluştu!

Severek takip ettiğimiz bloglarla yüzyüze sohbet etmenin tadı bambaşkaydı.
Herşey çok güzeldi.
Sıcacık bir ortamda yapılan sohbet o kadar ısıttı ki içimizi tekrarını yapmak nasip olur inşAllah :)
Burdan, bizi o güzel mekânda buluşturan bol enerjili bluemorsytleıma, güler yüzlü hoş sohbetli blog arkadaşlarım, sevgili ablalarım Dürr-i yekta'ya, Seyyah Güneş'e, geleceğin eğlenceli yazarı Maya'nın günlüğüne, neşeli mi neşeli işterenklihayat'a, güzel mi güzel birdilimportakal'a teşekkür ediyorumm :)


Dürr-i yektamıza bizler için hazırladığı snoopy'li kitap ayracı için tekrar teşekkürler :)
Hepinize sevgiler...






21 Şubat 2012 Salı

Doyumsuz muyuz yoksa uyumsuz muyuz?

Bizi biz yapan, farklılaştıran, özel kılan bazı özellikler taşımaktayız. Hayattan farklı isteklerimiz, farklı beklentilerimiz var. Her türlü kötüden ve kötülüklerden korumaya çalıştığımız bir kalbimiz var. Öyle bir zaman da yaşıyoruz ki gördüğümüz bir iyiliğin arkasından kötülük bekler olduk.

Belki de hayallerimiz iki odası olan bir ev ile başlıyor, sonra o hayalimiz gerçek oluyor. Kavuşuyoruz evimize. Yaşıyoruz, alışıyoruz ve bir zaman geçiyoruz. Ve sonra bir gün diyoruz ki 'ben artık daha büyük bir evde yaşamak istiyorum!' . İsteklerimizin, hayallerimizin ve beklentilerimizin değiştiğini görüyoruz. İki yıl önce kavuşmak için günlerce beklediğimiz ve tamda o hayalimiz gerçekleşmişken vazgeçmek neden? Neydi bizi değiştiren? Doyumsuz muyuz? yoksa, uyumsuz muyuz?

Öncelikle kendimize sormamız gereken soruların içinde: Ne için yaşıyorum, hayata geliş amacım ne, ne istiyorum, ne kadar istiyorum ve en önemlisi kimden istiyorum? soruları mevcut. Belki de sıralamada bir hata yapıyoruz. Öncelikle kimden istiyorum sorusunu sormalıyız kendimize. Ve devamı ne için yaşıyorum... ile gelmeli.

Kainatın sahibi Rahmeti bol, merhameti bol, bereketi bol olan yüce Allah'tan istiyoruz. Kula kul olmak için değil, Allah-u teâlâ'ya hakkıyla kul olmak, kulluk vazifelerimizi yerine getirmek için yaşıyoruz. Hayata geliş amacımız vazifelerimizin içinde gizli. Ne istiyorum? sorusuna herkes gibi sayılı nefeslerimizin olduğu şu dünyada sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamak diyebiliyoruz. En önemlisi doyumsuz olduğumuz için değil! rahmeti, merhameti bol olan Yüce Allah'tan istediğimizi bilerek isteklerimizde sayı belirtmemeliyiz. Doyumsuzluğumuz ve uyumsuzluğumuz buradan kaynaklanıyor. İsteklerimiz doğrultusunda beklemediğimiz sonuçlar hayatımızın akışını değiştirebiliyor.

5 Şubat 2012 Pazar

Dert..ler

Her evde bir tencere kaynar ama, tencere de kaynayan et mi dert mi? Kimse bilemez.
Yaşayan her canlının mutlaka bir derdi vardır. Bir derdi yoksa, çok derdi vardır.
Dertler kulun yakarmasını, Allah'a yakınlaşmasını sağlamaktadır. Kiminin derdi para, mal, mülk iken, kiminin derdi sağlık, aile, aşk gibi sıralanabilecek olaylardan oluşmaktadır.
Bir hastalık çıktığı zaman -grip gibi- ardından gelmeyi bekleyen şifa dozu vardır ya, dertlerimizde öyledir aslında. Önden gelen dert ardından gelen mutluluğun, huzurun habercisidir. Sabretmenin mükâfatıdır kul'a.
Dert ki unutulmadığının, yanlız olmadığının göstergesidir. Derdimi seviyorum, çünkü derdi veren de kulunu seviyor! Rahman olan Allah; kulunun yakarmasını, ağlamasını, dua edip, dua dua arşa yükselmesini istiyor! Sevildiğini bilmek kadar güzel bir şey daha var mıdır ki yeryüzünde?
Şu ahir ömrümüzde yaşadığımız en güzel duygu sevmek ve sevilmek değil midir? Sevenin sevgisiyle sınav olmak, dertleriyle girdiği o sınavdan, taşıdığı sevgi hakkında hiç bir şüphe bulundurmamak...
Yunus Emre misali; 'Yaratandan ötürü, yaratılanı sevmek.' ...
Dertleriyle yoğrulur insan.
Dertler olgunlaştırır insanı.
Dertler öğretir insana yaşamayı.
Elindekilerinin kıymetini anlamayı...
Dertler ki bir avuç toprak misali dağılır yeryüzüne; bulur sahiplerini, konar omuzlarına. Konduğu her omuza bir ağırlık verir. Zamanla geçen, sabırla geçen, ehemmiyeti bol bir ağırlık. Kimisi omuzunda taşıdığı bu yükün hakkını verirken, kimisi daha adım atmadan olduğu yerde yıkılır. Önce o yükü taşımayı öğrenir insan; düşmeyi, kalkmayı.. kaybolmayı, yolunu bulmayı.. unutmadan, unutulmayı, sonra sevmeyi, daha sonra sabretmeyi, ve beraberinde tevekkül etmeyi... ve sonra çok şey öğrenir insan.
Dertler yoldaştır bazen, kaybolduğu yolda, yol gösterendir.
Umutla yaşamayı öğrenir insan.
Ve bilir ki her sıkıntının ardın da bekleyen bir mükâfat vardır!


3 Şubat 2012 Cuma

Hayırlı Kandiller

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sav.) bütün varlığı şefkatle kucaklamış, tüm kainat onun temsil ettiği rahmetten istifade etmiştir. Ümmetim, ümmetim diyerek secdelere kapanan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sav.)'e layık bir ümmet olabilmeyi, O'nun yolundan gidebilmeyi ve layıkıyla sevebilmeyi Rabbim cümlemize nasip etsin İnşaAllah...

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN!!


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...