27 Mart 2012 Salı

''Gönüller Yapmaya Geldik!''



Semerkand Tv sloganı olan ''Gönüller yapmaya geldik!'' konusunda ne kadar istikrarlı olduğunu günden güne kanıtlıyor. Buna istinaden yaptıkları programlar, konukları, yayınları ve her anlamda kaliteli sunum yapmaya çalışmaları bu yolda ki kararlılıklarında ve çizgilerinden hiç şaşmadan çalıştıklarını bizlere gösteriyor.


Hem bu kanalda dili güzel, kalbi güzel, yüzü güzel insanlar görmek mümkün. Çoğu zaman programlarında yaptıkları sohbetleri dinlemekte ayrı bir keyif yaşatıyor insana. Hayata düşülen notlar, Cümle kapısı, Kitap sever, Meddah, Muhabbet pınarı, Kalbe düşünce en sevdiklerimden. Serdar Tuncer'i ve Dursun Ali Erzincanlı'yıda bu kanalda sık sık görmek mümkün.


Kanal ile tanışalı bir seneyi aştı.
Ve ben, gönül bağıyla bağlanmış durumdayım Semerkand Tv ye, kumandayı elime alma fırsatı yakaladığımda aklımı, fikrimi, zikrimi çalan dizilere, programlara kapılmadan direk ışınlanmaya çalışıyorum o kanala.

{MaşAllah}

Bu kanalı sevmemin en büyük nedenlerinden biri de nur yüzlü amcaları görebilmek. Belki dedelerimin ben daha çok küçükken onlara doyamadan hakkın rahmetine kavuşmuş olmaları, benim nur yüzlü  hoş sohbetli dedeleri, amcaları sevmemin en büyük sebebidir.
Teyzeleri, pamuk şeker nineleride severim ama dedelerin yeri başka :)

22 Mart 2012 Perşembe

In love oldum :)


Arçelik yine tasarımlarını konuşturmuş, belli ki ar-ge gayet güzel çalışmış. Tasarladıkları çamaşır makineleri ve renkleri harika. Ama içerik ve kullanım açısından nasıl oldukları hakkında hiç bir fikrim yok malesef, bir fikrim olmasını çok isterdim tabii ben sadece görüntülerine ve ışıltılarına vuruldum daha doğrusu in love oldum! :)



Bugün yeşil ve pembe renkte olanları vitrinde görünce gözlerim ışıldadı. Benim favorim yeşil oldu çünkü kesinlikle resimde göründüğünden çok daha güzel görünüyor :) Yanlız yeşilin yanında gördüğüm rengin pembe mi kırmızı mı olduğunu hala düşünüyorum, zira gözlerim yeşilin ışıltısıyla dolduğu için diğer renkler fazla dikkatimi çekmemişti.

Bir an yeşil çamaşır makineme çamaşırlarımı doldururken bir yandan da sarı bulaşık makinemde bulaşıkların kurumayı beklediğini hayal ettim ve yanında da kırmızı buzdolabımdan çıkarttığım gazozu yudumladığımı :)

Aahh ah hayali dahi çok renkli :)


Bu güzel mi güzel çamaşır makinasından alan ve kullanan şanslı bayanlar varsa eğer fikirlerini bizimle paylaşmalarını rica ediyorum.
Ve bu teknoloji harikasına kavuşan bayanları da tebrik ediyorum ayrıca darısı başımıza :)

18 Mart 2012 Pazar

Şeker kutularım :)

Selâmlar sevgili blog sakinleri :)

Artık havalar ısınmaya güneş yüzünü göstermeye başladı, havada ki güzelliğin ağaçlara yansımasıyla beraber, düğünler sezon açılışlarını yapmaya hazırlanıyoken bende bu güzel hareketliliğe katılmak ümidiyle sizleri şeker kutularım ile tanıştırmak istiyorum :)


Karşınızda gelin kızımız ve damadımız :)




Aslında bu tür kutu yapma fikri aklımda yoktu, minik yiğenimin [hiçde sevmem yeğen kelimesini- ablamın kızının :)]  doğum gününde arkadaşlarına hediye etmesi için rengarenk minik şeker kutuları hazırladım.
Daha sonra bu tür kutuları düğün şekeri şeklinde yapsam nasıl olur acaba diyerek başladım. Ve sevgili arkadaşımla kendimizi nikah, bebek, mevlüt şekerleri satan bir yerde bulduk, orda şeker kutuları için bizimle ilgilenen kişi tarafından beğenilmesi ve güzel karşılanması daha da cesaretlendirdi diyebilirim :)


Yanlız resimler istediğim gibi olmadı malesef detayları çok fazla görüntüleyemedim.




Umarım sizlerde beğenmişsinizdir :)





17 Mart 2012 Cumartesi

Cumartesi Sohbeti ve Münib Engin Noyan!

''Yol, yanlızca yola çıkmadan evvel ve yola çıkamayanlar için uzundur!''
Münib Engin Noyan ile tanışmak, sohbetini dinlemek ve feyiz alabilmek günün bereketlerle dolu olduğunun bir göstergesi oldu.


O kadar hoş sohbetli bir insan ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadım diyebilirim. Kitaplarında da konuştuğu gibi yazdığı için okumak gayet keyifli.


Engin Noyan'ın yabancı kökenli olduğunu ve hristiyanlıktan müslümanlığa döndüğünü zannediyordum ki kimse sormadan kendisi cevap verdi. 'Siz bilmessiniz ben genç ve yakışıklıyken sadece kimliğinde dini İslam yazanlardandım...' hanımı dahil olmak üzere tüm çevresi koministmiş.


 'Ben emekli kominstlerdenim!' şeklinde tanıtması salonda bulunan herkeste tebessüm oluşturdu :)
Sayfamda her zaman duran Kasas Suresi'nin 56. Ayet-i Kerime'si o an aklımdan geçen ilk Ayet oldu.


Hocanın ciddi duruşunun yanında,


Ve renkli kişiliğinin arkasında deri ceketinin saklı olduğunu görmek mümkün :)


Çok sevdim sohbetini hatta doyamadım diyebilirim, inşAllah bir daha ki sohbetine katılmak nasip olur.


Sohbetin sonunda payıma düşen ilk imzalı kitabım :)


Ve bugün dinlemeye doyamadığım şarkı.

Herkese keyifli, sağlıklı ve mutlu hafta sonları...
:)


4 Mart 2012 Pazar

Kuğulu, Ördekli, Köpekli Park

Karlar yağdı ve güneşin yüzünü göstermesiyle azda olsa etraf yavaş yavaş temizlenmeye başladı. Ben kış mevsimini çok seviyorum, tabi montsuz ve botsuz minikler görünce bu sevgim yerle bir oluyor. Mendil satan, ayakkabı boyayan minikleri saymıyorum zaten onlar ayrı yürek burkuyor. Onların işi para kazanmak değil, okula gitmek, sıcacık evlerinde oturup ders çalışmak, oyun oynamak. Sokaklarda mendil satıp, ayakkabı boyamak değil. Kısa ve öz bir cevabı var tabi bu büyük sorunun: ''Hayat şartları'' bu içimde bir yerlerde ama'sı bol olan bir yara o yüzden daha fazla deşmeden resimlerle devam ediyorum...

Soğuk havalarda beni cezbeden yerler genelde Hacıbayram, Kocatepe, Kuğulu Park oluyor.


Kuğular o kadar asil, o kadar kendilerinden eminler ki hayran olmamak elde değil.


Etrafına onca insan toplansa yine de ona verilen o muhteşem asaletten ödün vermiyor, tüm güzelliğiyle etrafa kendini hayran bırakmayı başarıyor.


Kuğular hakkında kısa bir araştırma yapıyım dedim ve öğrendiğim bir özellikleri çok hoşuma gitti. Ömürleri süresince yanlız ve yanlız bir eşleri olurmuş. Ahh ah asil hayvan bunlar yahu :) Bir kez daha hayran kaldım kendilerine.


Hayvanları bende çok seviyorum ama mümkünse uzaktan :)
Annesine poz verme pahasına gidip köpekciğin elinden tutan çocukta ki cesarete ba-yıl-dım...


Köpekcikte bayılmış olmalı ki çocuk yanından ayrılır ayrılmaz gözleri onu aradı :)


Tabi o sempatik tavırları görüntülemek isteyenler geç kaldı :) Köpek, çocuk yanından ayrılınca poz vermekten vazgeçti :)




Kuğuların yanı sıra birde şirin mi şirin ördekler vardı. Hepsi birbirinden güzel ve o kadar güzel yaratılmışlar ki sizi veren Allah'a kurban olunuurr :) diye sevesi geliyor insanın :)


Suda yüzmeleri, karda yürümeleri hepsi birbirinden güzel...



Yemek adası olsa gerek
Hepsi o kadar sakin bir güzellikle paylaşıyorlar ki onlara verilen nimetleri, o benim o senin yok hepsi bizim diyerek paylaşıyorlar.


Ve kışın en güzel karelerinden biri. Allah-ü Teâla yarattığı her varlığı korur, kollar aç bırakmaz, herkesin bir rıskı vardır bu dünyada az ya da çok.
Bizim evin yakınında ki parkın yanından geçerken donarak ölen kediyi görünce amcanın Allah'ın en sevgili kullarından olduğunu düşündüm.
Rabbim onu vesile kılmış bu güzel olaya MaşAllah.


1 Mart 2012 Perşembe

Köşe yazarları...

Köşe yazılarını okumayı, farklı insanların görüşlerini, düşüncelerini, anlattıklarını dinlemeyi, okumayı seviyorum. Bazen o kadar güzel oluyor ki o yazılar dönüp baştan tekrar okuyorum, yazarın konuya kattığı yorumun güzelliğinin altını çiziyorum kendimce.

Ama bazen karşılaştığım yazılar da tarafsızlık göremiyorum. Konuya hakim olamayışdan kaynaklı olsa gerek, yazarda ki gerginlik, sertlik üslubuna yansıyor. Okurken hissediyor insan kalemde ki soğukluğu. Ve ardından gelen yorumlara verilen cevaplar bir kanıtı oluyor yazarda ki huzursuzluğun.

Eleştiriye kapalıysa bir yazar, güzel eleştirilerin altını çizip, olumsuz eleştirenlerin üstünü karalıyabiliyorsa, bende o yazarın üstünü çizer bir daha yazdıklarını okumam. Hayatta güzelliklerle karşılaştığımız kadar olumsuzluklarla da karşılaşabiliriz. İşler her zaman yolunda gitmeyebilir. Bu bizim o yolda aldığımız eleştirilerden ötürü insanları rencide edip aşağılayarak cevap vermemiz hakkını bizlere sunmaz.

Kendi hayatımızla başbaşayken de böyle durumlarla karşılaştığımız oluyor. Yaradılışımız gereği kusursuz kavramını bünyemizde barındırmıyoruz, illâ ki hatalar, kusurlar bizler için var. Ama yapılan her olumsuz eleştri içinde kılıç kalkan kuşanmıyoruz. Sorunlara böyle yaklaşmak daha çok tetikleyebilir düşüncesiyle beklemeyi, sabretmeyi, uygun bir üslupla anlatmayı deniyoruz, başarıyoruz veya başaramıyoruz, ama elimizden geleni yapıyoruz.

Yeni keşfettiğim yazarlardan farklı yazılar okuma heyecanıyla başladığım yazının sonunda böyle bir durumla karşılaşmak üzücü oldu. Zira insanlara verilen tepkilerde ki üslubun klavyeye yansıttıkları hoş bir izlenim bırakmıyor insanda.

Biraz şikâyet vari bir yazı oldu sanırım ama naçizane içimi dökmüş olmanın verdiği rahatlığı yaşattı bana :)


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...