31 Ağustos 2016 Çarşamba

1. Evlilik Yıldönümümüz


Sevgili eşim hediye konusunda uzmanlığa sahip. 
Leb demeden leblebi dediğimi, 
Ç'demeden çiçek dediğimi anlar 😊
Halk arasında benim gibilere 'nankör', eşim gibilere ise 'yaa ne düşünceli adam' deniyor.
Aslında hevesini kırmadan güzel bir dille hediyenin büyüğünün veya küçüğünün olmayacağını her defasında anlatmaya çalışıyorum ama bir türlü orta yolu bulamıyoruz. 
Yani ağzımı tek taş yüzükle falan açabilirim ama esasında gönlüm eline alıp eve geldiği minik bir çiçekte.. Bana özel olarak düşündüğü manevi değeri olabilecek küçük bir hediyede. 
Henüz o aşamaya gelemedik ama inanıyorum.. Bir gün başaracağız 😜 

Hepsi bir kenara, düşünülmek değer verilmek çok güzel.
Evlendikten sonra insan daha iyi anlıyor.
Çünkü insanın hayatı evliliğine göre şekilleniyor.
Batı kültürü ile yetişmediğimizden olsa gerek, eşinin eteklerinde gezinen hem kadın hem erkek oluyor.
Ben veya sen demeden önce biz demeyi hiç bir zaman unutmuyoruz.
Biz dedikçe de mutlu oluyoruz.

Hiç bir zaman hediyenin ne önemi var.. dememeye gayret ediyorum ^^
Evet bir önemi yok, biliyorum.
Ama hatırlanmayı çok seviyorum.

Neyse efendim, konu evlilik yıldönümü hikayemizle başlayıp hediyenin önemi ile bitti, bunu nasıl başardım bilmiyorum :-)

23 Ağustos 2016 Salı

Yunus Emre Trt 1

Ahh bu dizi...
Tekrarını dahi izlemeye niyetliyim.
Evimizde televizyon yok.
Çoğu zaman telefondan ara ara da bilgisayardan izledim ama şöyle dev ekranda izleyip kendimi içindeymiş gibi hissetmek isterdim.
O kadar çok sevdim.



Nefis ile imtihanın zorluğunu,
Edep kavramının o zarafet dolu hoşluğunu,
Aşkı ve güzel ahlakı en güzel şekliyle anlatan, İslam tasavvufunu yücelten isim Yunus Emre. Severim ben seni candan içeri... demiş ya, daha ne olsun :-)


Ayrıca bu diziden sonra evdeki eşyalar o kadar fazla geldi ki gözüme..
Eski zamanların sadeliği bizim kalabalık şıklığımızdan çok daha güzelmiş.
Her şeyi, her sahnesi çok güzeldi.

Hatta dizinin son bölümünü izleyene kadar yeni sezon için bir acabam vardı açıkçası :-)

Eşim sınav döneminde olduğu için izleyememişti, sırf izlesin diye eşlik edeceğim ^.^

İzlemeyenlere cânı gönülden tavsiye ederim....

11 Ağustos 2016 Perşembe

Ben Bilmem

Hani bazen bir adım atacak oluruz.
Ölçeriz.
Tartarız.
Kendimize göre en olurunu buluruz.
O sırada biri gelir ve hayır der.
Bak böyle yaparsan şöyle olur.
Şöyle yaparsan eğer böyle...
Sonra ise hemen şu lafını ilave eder; "bak sonra ben demiştim demeyeyim".
Ben bilirim, ben demiştim gibi başı "ben" ile başlayan sözler ne kadar da tehlikelidir esasında değil mi...
Bir kere insana en büyük hatayı "ben" ile başlayan sözler yaptırır.
Ben dedikten sonra senin ne istediğinin önemi yoktur.
Doğru bir tanedir ama herkesin doğrusu "ben" dedikten sonra kendinedir.
"Ben" ile başlayan en güzel cümle ise "ben bilmem" dir.

Hepsi bir yana bir de şunu anlamam:
Ben demiştim diyen insan neden dediği olduğu zaman mutlu olur da dediği olmadığı zaman mutsuz?


3 Ağustos 2016 Çarşamba

Size Bir Sır Vereceğim

Evet yine çok akıllıca bir kitap adıyla karşı karşıyayız :-)
Görür görmez insanın bulutçuklarının havada uçuşmasına sebep oluyor.
Ama esas kitabı okumamdaki en büyük sebebe gelecek olursak, içinde suyun mucizesini konu alan bir hikaye yer alması.
Suyun moleküler yapısını, hassaslığını, negatif-pozitif elektrik ayrımı yapabildiğini biliyoruz.
İnsanın ruhaniyetinden dahi etkilenebilen bir nimet.
Aynı zaman da bizim maddi, manevi duygularımızı da etkileyen bir nimet.
Şifası yanında mucizevi bir çok durumu da içinde barındırıyor.
Öyle ki, suyu ne kadar çok sevdiğimi saatlerde susmadan anlatabilirim :-)


Peki kitabı?

Kitabı sevdim.
Çünkü ayrıntıya boğulmayı sevmiyorum.
Anlatılanları o an oradaymış gibi okumayı seviyorum.
Ayrıntıya çok fazla girilmesi olay örgüsünden uzaklaştırıyor.
Öyle hissediyorum.
Yazar bu duruma eminim beni ve benim gibileri düşünerek dikkat etmiş :-) o yüzden sevdim.
Su hakkında ne öğrensem, ne okusam, ne duysam mutlu olduğum için ziyadesiyle doyurmadı belki ama tatmin etti.
Ayrıca sadece su-dan da değil, Niyâzî-i Mısrî'den de bahsediyor ki sıradaki yayınımda yaşam hikayesine ayrıntılı bir şekilde yer vereceğim.


İşin özü, tavsiye ederim :-)

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Karmaşa

Köşeye sıkışmış gibiyim.
Etrafımda ki insanlar bir şeyler olsun diyor.
Benden bir cevap bekliyor.
Bense dudaklarımı kıpırdatacak kadar dahi gücümün olmadığını hissediyorum.
Cevap vermek için konuşmaya gücüm yok ama düşüncelerimi hiç konuşmadan dinleyecek birine anlatmaya ihtiyacım vardı, yazarak rahatlayacağımı düşündüm.
Şimdiyse klavye elimde ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.
Yarını görmek, yarına ulaşmak nasip olursa, yarından sonrasının nasıl ilerleyeceğini de bilmiyorum.
Bilmezlikler içinde kaybolmuş olabilirim.
İç sesimi susturmayı hiç bu kadar çok istememiştim.
Acilen kendime kavuşmak istiyorum.
En büyük duam önce sağlık, mutluluk ve selamet.
Hem ülkemize, hem kendime, hem kendimize....







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...