28 Ekim 2015 Çarşamba

PK (Peekay)

Bollywood film dünyasını çok seviyorum.
Özellikle Aamir Khan'ın oynadığı, yönettiği, ışığını yansıttığı her filmi. PK filmi 2014 yapımı. Filmin geçişleri öyle güzel ki, uzun süreli bir film olmasına rağmen sıkılmadan izledik. Ve ayrıca izlerken sıklıkla tekrarladık, kim inanır Aamir Khan'ın 50 yaşında olduğuna :)
 

Film çok fazla dini bir arada barındıran ülke de yolunu kaybeden birine, 'sana ancak tanrı yardım edebilir!' denmesi ile şekil alıyor. PK uzay gemisine ait kumandayı çaldırıyor. Ve uzun uğraşlarla kumandasını bulmaya çalışıyor. Yalnız herkes aynı şeyi söylüyor 'sana ancak tanrı yardım edebilir!' o da haklı olarak tanrıya ulaşmaya çalışıyor. Fakat anlıyor ki, işi çok zor. Etrafında bir tanrıya inanan insan yok, herkes farklı şeylerden bahsediyor.

 
Filmin konusu o kadar güzel ki olay örgüsü birbirini çok güzel kamufle etmiş. İzlerken hiç bir sahneyi atlamıyorsunuz :)
 
Spoiler vermek istemem ama...
 
Bir sahnesinde; eşi hasta olan adam kendini alim zanneden dini liderden yardım istiyor. O da uzak bir ülkede farklı bir alimin bulunduğu yere giderek dua etmesini, sonra duasının kabul olacağını söylüyor. Ve Peekay Tanrının böyle bir şey istemeyeceğini, bulunduğu yerden de dua edebileceğini, son zamanlarını hasta olan eşiyle geçirmesini ve gerekirse tedavi edilmesi gerektiğini söyleyerek sözde alime çıkışıyor. 
Tabi bu sahneyi anlatınca değil, izleyince daha çok seviyorsunuz :) 
 
 
 

20 Ekim 2015 Salı

Nişan Kutuları

Küçük kutular hep en sevdiğim hazırlık aşamalarından oldu.
Kendi nişanımda ve kına gecemde de kullanmıştım.
Daha önce de isteyenlere hazırlamıştım ama düğün sonrası hazırlayınca biraz daha özendiğimi fark ettim :)

 
Malum nişan, düğün gibi özel günlerimizde bizim için hazırlanan ayrıntılarında özel olmasını istiyoruz çünkü.
 

En sade görünenimizin bile içinde köşelerde bir yerde süslü duyguların saklanmış olduğu gerçeği hiç bir zaman değişmiyor. Kutuları hep severek hazırlıyorum. O yüzden ne zaman isterseniz size de yaparım :)


16 Ekim 2015 Cuma

Kebapçı İskender

Düğün sonrası yorgunluğu atmak için Bursa'nın oylat kaplıcalarını tercih etmiştik.
Üç günlük gezimizin ilk gününü Bursa'da değerlendirdik.
Öncesinde çok fazla araştırma fırsatımız olmayınca en azından -İskender yemeden dönmedik diyelim, diye iskenderin has yerini bulma çabasına giriştik.
 

Hayatımda bu kadar lezzetli İskender yemedim! desem yeri. Çok güzeldi. Bildiğimiz etin lokuma dönüşme hali. Her şeyden güzeli de mekanın havası. Mekan enerjisi o kadar yüksekti ki, gözüm dışarda ki sırayı görmese gönlüm saatlerce oturmak isterdi..


Mekanın tarihçesine bakınca nesilden nesile geldiği anlaşılıyor. Üç nesil sonra İskender'i devir alan Cevat İskenderoğlu ve oğulları tarafından Kebapçı İskender devam ettiriliyor.

Her şeyden önce Bursa harika bir şehir. Bir çok yerinde tarihin getirdiklerine saygı duyulmuş ve korunma çabası sarf edilmiş. Her şey öyle güzel ki insan kalabalığın içinde sıkılmıyor bile. Kebapçı İskender'de de onu görmüş olduk. Masalar, sandalyeler, resimler mistik bir hava yaymış etrafa ve her güzellik kendi içinde kendini muhafaza etmiş.


Kebapçı İskender'in girişinde resimdekine benzer uzun kuyruklar oluyormuş. Biz tesadüf eseri gider gitmez yer bulmuştuk.

Oylat dönüşü vaktimiz olmadığı için tekrar gidemedik Kebapçı İskender'e ama hala aklımızda :) Buralarda damak tadımıza hitap eden böyle lezzetli bir İskender tadabileceğimizi düşünmüyoruz. İnşallah hayırlı sebepler ve güzel vesileler ile yolumuz tekrar düşer diye umut ediyoruz.


***Giderseniz benim yerime de yiyin ^.^

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...