Ana içeriğe atla

Bir kitap Olsaydım?

Eğer Bir Kitap Olsaydım;
Kimseyi eğlendiremeyen, düşündüremeyen, üzmeyen, varlığı ile yokluğu belli olmayan tozlu raflar arasında keşfedilmeyi bekleyen bir kitap olurdum.
 

Başlığı şöyle olurdu;
"Hâlâ Ne Düşünüyorsun?"

Nasıl Bir Kitap Olurdunuz?
Düşünceleri arasında çıkmaz sokaklarda kalmış, kendi mutlu dünyasına mutsuzları almamak için gayret gösteren, yüzü gülmeyen insanlara nasıl küsüldüğünü anlatan bir kitap olurdum.   

Kime ithaf olunurdun ?
Benim gibi tüm hayal dünyasında kaybolangillere..
Kapak Resmi;
Mavi renk üzerinde, düşünen bir kız resmi ve tepesinden çıkan bir baloncuk şeklinde klasik bir kapak resmi tercih ederdim.



Önsöz'ünde bunlar yazardı;
Bu sayfalarda, kendi dünyasında kaybolmak üzere olan bir kızın yazdıklarını okuyabilirsin.
Hazırsan başla, değilsen aldığın yere bırak :)

Arka Kapak yazısı;
Kitap sınırlı sayıda okuyucusuna özel basılmıştır.
Anlatılanlar hayatın gerçeklerinden esinlenerek yazılmış hayal dünyasında yaşayan bir genç kızın hayal ürünleridir.
Belki bilmek istersin diye düşündüm... 

yazardım.

ve yazarlık hayatım henüz başla arefesinde, ''istersen hiç başlama''nın sinyallerini verebilirdi.


Mim için Musmutlu arkadaşım Melike'ye çok teşekkür ederim :)


Yorumlar

  1. Mimler de olmasa bloğuna uğrayacağın yok senin, bu yüzden bir mim de ben yolladım sana ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel arkadaşım :)

      Sil

Yorum Gönder

Gönlünden geldiği gibi!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Derviş ve Suya Düşen Akrep

Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister...
Elini uzatınca akrep sokar;
Derviş tekrar dener, akrep yine sokar..
Bunu görenler dayanamaz dervişe:
"İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin." der.
...
... Dervişin cevabı mânidardır:

"Akrebin fıtratında sokmak var,
benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek;
o fıtratının gereğini yapıyor diye...
Ben niye fıtratımı değiştireyim ?
İyilik... merhamet... vicdan... ...Gibi saatlerce sayabileceğimiz onlarca güzel duygu barındırmaktayız ruhumuzda. Bunların bazıları öyle güzel zamanlarda kanat çırpıyor ki o zaman yaşama sebeplerimiz, umutlarımız, tahayyüllerimiz de kanatlarını alııp en güzel yerlere götürüyor bizleri...

Teyze Oldum

Küçük bir el dokundu kalbimize.
Minicik
Sıcacık
Mis kokulu
Rabbim cennetinden bir koku gönderdi.
Biz de doyasıya içimize çekip defalarca şükrettik.
Gördüğün, hissettiğin duyduğun her şey bir nimet esasında.

Doğum aynı anda bir çok mucizeye şahit olunan bir sahneymiş. Hayatın en tatlı, en heyecanlı koşuşturmalarındanmış. Ablam pamuk prenseslik dönemlerini yaşıyor şu günlerde.. 'Altını ben değiştirebilirim, kıyafetlerini değiştirebilirim, sen kalkma bebeği ben kucağına veririm, taşır, sever, koklarım diye ablamın etrafında dolaşıyorum.' İkinci defa teyzelik duygusunu tadıyorum elhamdülillah. Annelik nasıl bilmem ama teyzelik çok eğlenceli, keyifli, heyecanlı :) Allah isteyen herkese hayırlı sağlıklı sıhhatli evlatlar sahibi olmayı nasip etsin, içinde de bana ^.^ 

Suluhan Pazar Günleri Açık mı?

Öncelikle bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum.  Suluhan'a gittim, öğrendim.  Pazar günleri kapalıymış, şimdi içimiz rahat edebilir :)
Bu da nesi? diyenler için hemen söyleyeyim; Suluhan Çarşısı yazımın ardından arama motoruna en sık düşen arama, Suluhan pazar günleri açık mı? sorusu oldu. Konuya bu yazı ile açıklık getirmiş olduğumu düşünüyorum. 

Ayrıca Suluhan'a gittiğinizde, mutlaka ama mutlaka ahşap yakma sanatının icra edildiği yeri ziyaret etmelisiniz :)
Bir de bugün arama motorum da gördüm, çok hoşuma gitti. **''Sevdiğime güvenmek isteyirem'' diye.  Çok haklısın.  İnsan sevdiğine güvenmek ister :)