27 Ekim 2014 Pazartesi

Mütevazi Olamama Sanatı

Geçen gün iş yerinde koridorda bir bey ile karşılaştık,
Bir arkadaşımızı sordu ama öyle mütevaziydi ki, hayran kaldım kendisine.
Mütevaziliğin yaşça büyük bir insanda ne kadar zarif durduğunu görmemiştim uzun zamandır.
Görüşmek istediği kişiye ulaştık, beklerken bir şeyler ikram etmek istedik falan derken beyefendi amcanın büyük bir şirket sahibi olduğunu öğrenince, kendisine bir kez daha hayran oldum.
Demek ki insan nasip çerçevesinde istediği her kimliğe bürünebiliyormuş.


Hani bazı insanlar vardır,
Hayatta sadece bir şey olmuş,
fakat aynı anda bir çok güzel karakteri üzerinde bulundurup çok büyük bir şey olduğunu düşünen,
Aslında kendine bile yetemeyen insanlar.
Onlar bazen mutsuzluk sebebi olabilir.
Davranışları onun daha iyi bizim daha kötü olduğumuzu hissettirir.
Halbuki öyle değildir.
O sadece bir şey olmuştur, belki iyi bir meslek sahibi..
Daha güzel özellikleri vardır ama etrafınızda sürekli bu özelliği ile tanındığı için biz onun sadece -bir şey- olduğunu biliriz.
Büyüklenen insanların iticilikte tavan yapması sevimsiz durması gibi şeyler, sadece aciz bir kul olduğumuz şu dünyaya hiç yakışmıyor.
Amca ile etrafımda ki bazı insanları kıyaslama gereği duydum bir an.
İsmini bile bilmediğim bir insanın mütevaziliği ile etrafımda ki bazı insanların kendini beğenmişliğini kıyasladım,
ne büyük haksızlık...




21 Ekim 2014 Salı

Bir Yaşıma Daha Girdim

Rahmetli Müslüm Gürses'in şarkısıyla uyandım bugün.
''bugün benim doğum günüm....'' diye başlayan bir şarkısı var ya hani, o şarkısıyla..
Tabi ben o şarkıyı söylemeden önce odamı neşeyle dolduran güzellikler (anne, abla ve onun yavrusu) vardı.

 
İş yerine geldim, esas oğlandan (mecazi anlamda *.*) hala ses yok ama sağolsun tumblr bugün bir yaşına daha girdiğimi,
 

Sevgili iyi-kötü gün dostu Google bugün benim doğum günüm olduğunu,


Ve fikirlerimize kulak veren fikrimühim'in yeni yaşımda hesabıma puanlar yüklediğine şahit oldum.
Kendilerine ve bilumum alışveriş sitelerine, kullanıcı hesaplarına teşekkürü borç bilirim.
Eksik olmayın ^.^
Gün bitmiş sayılmaz tabi fakat benim yarın için birileri üzerinde uygulayacağım deli dehşet planlarım var :)

Her şey bir yana, bazı kelimeler bir araya geldiğinde güç veriyor insana.
Ya da, neyi kimden beklediğini tekrar hatırlatıyor.
Aynı, ''umma ki küsmeyesin'' cümlesinde ki gibi..
Bir yaşıma daha girdim ama, umduklarımın, umut ettiklerimin yönü değişmedi.
Umudum hala doğan güneşte :)




16 Ekim 2014 Perşembe

Yabancı Misafir

Dilinden anlamadığım bir insana yol tarif ederken az çok sıkıntı yaşar terler dökerdim.
Dilinden anlamadığım bir insanla konuşamadığım için konuşmak zorunda olmaktan korkardım.
Böyle sebeplerden ötürü,
Dilinden anlamadığım bir insanla ortak bir alan paylaşabileceğimi hiç düşünmezdim.

Bir günlüğüne misafir olabileceğini düşündüğüm yabancı konukla bir hafta boyunca iş yerinde aynı odayı paylaşacağımızı öğrendiğim zaman tabi ki öncelikle 'aaaa nasıl yani' :) dedim.
Oda da küs gibi otururuz diye düşünmüştüm.
Yine düşündüğüm gibi olmadı.
Yaşı itibariyle amca konumunda olduğu için, misafirimize karşı evin küçük kızı mesaimi iş yerinde de devam ettirebildim.
Ve her şeyden önce -çay muhabbettir, diyerek başladık.
Strong tea'sini eksik etmiyorum :)

-Good morning dediğinde günaydın
-Teşekkür ettiğinde, rica ederim diyerek şaşırmasını ve bir kaç kelime dahi olsa Türkçe konuşmasını sağlıyorum :)
Oda bana Almanca öğretmeye çalışıyor, herkes dilinin öğrenilmesi derdinde ^.^

Geçen gün, sabah çayının yanına bir bisküvi tabağı hazırlamıştık. Ertesi gün bir tabak istedi ve oda bize aynı şekilde bisküvi ikram etti. Açıkçası çok şaşırdım, çat patta olsa karşılık bekleyerek yapmadığımızı içimizden geldiği için ikram etmek istediğimizi anlattım.
Tabi sonra ne dediğini anlamadım :)
Gülüşmeler konuşmalar ay çok teşekkür ederimler falan dedim ama oda beni anlamadı.
Sonuç mucizevi bir duygu tabi ki, bir insanı sevmek, değer vermek, her şeyden önemlisi verdiğin değerin karşılığını görmek çok tatlı şeyler.
Manen tadılan his,
Kula nasip edilen muhabbet,
Muhabbetin karşılığı olan muhabbet çok lezzetli.

Yani kim derdi ki Berlin'den Rauno adında bir misafir gelicek ve ben (ben ona Rauf amca diyorum) bu cuma günü gidecek olmasına üzüleceğim...

Hey gidi heyy :)


 

NoT: İnsan insana benzer dedikleri türden oldu bu sefer
bizim misafirimiz Fred Çakmaktaş'a benziyor :)))


9 Ekim 2014 Perşembe

Hoşgeldin Ekim Ayı

Kendimde yeni bir şey fark ettim.
Yazamamamın nedenini tembelliğe bağlayıp onun arkasına saklanıyormuşum.
Tembellikten diyerek geçiyormuşum, aslında öyle değilmiş.
Uzun zaman yazamamamın nedeni duygularımla alakalıymış,
Kalbim odaklandığım şeylere sınır koyup çizgimi aşmama mani oluyormuş meğer, henüz fark ettim.
Duygu yoğunluğu, yeni bir şeylerin başlangıcı gibi şeyler insanın zihnini çok fazla oyalıyormuş.
Hayal kurmak yarına dair olan ümidimizi,
Ümidimiz de inancımızı tazeliyormuş.
Ben uzun zamandır da hayal kurmadığımı fark ettim.
Zamanın hızlı geçmesinden çok nasıl geçtiğini hatırlayamama kısmından korkuyorum.
O yüzden zaman farkında olarak geçsin istiyorum.
Yada zaman şimdi dursun ben farkında olmaya başlayınca geçmeye başlasın istiyorum.




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...