28 Haziran 2013 Cuma

Bin Muhteşem Güneş

'' O gökyüzünün ve yeryüzünün gerçek yaratıcısıdır; gecenin gündüzü örtmesini ve günün yeniden gecenin yerini almasını sağlayandır; güneşe ve aya boyun eğdirendir; hepsi, her şey O'nun takdirine göre işler; O'nun her şeye gücü yeter; hiç kuşku yok ki O en kudretlidir, en Yüce bağışlayıcıdır.
     ''Diz Çök,'' dedi Talib.
     Yüce Allahım! Beni bağışla, merhametini esirgeme, çünkü sen merhametlilerin en ulususun.
      ''Şuraya diz çök, hemşire. Başını da eğ.''
     Son kez, Meryem ona söyleneni yaptı...


Seviyorum kitap okumayı.
Fakat biraz yavaş okuyorum.
Biraz da zamanın kısıtlılığından..
10 dakikalık yolculuklar, randevularda bekletildiğim zamanlar..
Boş kaldığım her an.
Bu şekilde dahi bir kitap haftalarca elimde olabiliyor.
Hala mı aynı kitap diyenlere de, sindire sindire okuyorum, diyorum ^_^

Bu kitapta düğümlendiğim, okudukça yüreğimin sıkıştığı yerler oldu. Çok merak edip heyecanlansam da boğazımın düğümlendiği yerlerde bıraktım. Sonra tekrar elime aldım. Her kitap, kapağı açıldığı an farklı bir hava yansıtıyor insana. Fakat bu kitap bambaşkaydı.
Kısaca, acının tarifi yok!




21 Haziran 2013 Cuma

Korkularıyla Yüzleşmeli İnsan

Küçükken beni ne korkuttu bilmiyorum ama yürüyerek gittiğim dişçide kendimi yerlere atarak geri eve döner ağzımı mümkün değil açmazdım :) Anneme babama az çektirmedim bu konuda. Sonra çark döndü tabi.. 
Anneme babama çektirdiğim zamanlar bana bonuslarıyla geri döndü. Ohh çok güzel oldu diyorum kendime! Ne de olsa kendim ettim kendim buldum! du..

Şimdi hep tek başıma gidiyorum dişçiye, randevularımı yine özel sekreterim babam ayarlıyor tabi :) Ne de olsa ben tescilli bir korkaktım zamanında.. Ve her an cayabilirdim. 

Çekilen dişlerimi, yapılan kanallarımı sonrasında implantları söylemeye dilim varmıyor :)) Korkularımla yüzleşmiş cesaretimi toplamış olmama rağmen, 4 de ki randevuma saatler kala hala heyecanlandığım doğrudur :)

Aslında her şey o koltuğa oturana ve kendini güvendiğin bir doktora teslim edene kadarmış, o kadar. Sadece o zamanlar bu kadar kolay olacağını dişçi de değil de evde anlatmalıymış ebeveynler.. ve tam randevu saatin de gidip, küçücük bedenlerimizi o dişçi koltuğunun karşısına oturup saatlerce bekletmemeliymişler. 

Evet yine ev halkının da payı var. Tüm suç benim olamazdı zaten :)

Tecrübe neyse ama asıl önemli olan tavsiye, ben ettim siz etmeyin! demek istiyorum sadece :)


Hayırlı Cumalar!

20 Haziran 2013 Perşembe

Tuzlu Peynirli

İşten erken gelmişim.
Canım da tuzlu kurabiye istemiş.
Elimde de yep yeni bir tarif.
Denemez miyim?
Hemen denedim.
Sevdim, ama çörekotlu kurabiyeyi daha çok sevmiştim.


Gerçi tüm çabam canımın istemesinden çok yarım saatlik kitap okuma keyfimin boş geçmemesiymiş, sonradan farkettim :)



15 Haziran 2013 Cumartesi

Baran...

İran yapımı şahane bir film Baran, 
Halet-i ruhiyem müsade edince izledim ve geç kalmışım dedim.
Böyle aşk hikayelerini ne kadar özlemişim..
Filmi izlemeden önce sadece afişine baktım, yapılan yorumları hiç bir şeyi okumadım.
Heyecanla ve büyük bir merakla tek nefeste izlemememde ki etken de bu oldu.
Bazı sahneler ki çoktan hafızama kazındı bile.


Önce bir erkek çocuğu gördüğümü zannediyordum. 
Yanılmışım. 


Sonra küçük bir kız çocuğu... dedim ve yine yanılmışım.


Benim küçük bir çocuk dediğim meğer güpgüzel bir genç kızmış.


Gerçi, beni hayret ettiren nokta kızda ki değişiklikler değildi. Başta düşman olan Latif'in kıza aşık olması ve sevdiği kız için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışmasıydı.


Evet hayret noktam onunla da sınırlı kalmadı.
Tek kelime dahi etmeden aşık olduğu kızın gözlerinin önünde gidişini seyretmesiydi.
Zorluklarla bulduğu sevdalısının gidişini işte böyle seyretmesiydi asıl beni hayret ettiren.

***Bir de bu zamana kadar izlediğim (3.) İran filminde de sonun mutlu bitmemesi... 
Ne kadar alıştırılmışız mutlu sonlara, dedirtiyor :)




13 Haziran 2013 Perşembe

Bahar Alerjisi Çözüm Yolları Voll 1

İçim yanıyor!
Nefes alamıyorum sanki.
Uyandığım zaman boğazım düğümleniyor.
Kulaklarım uğulduyor,
Maalesef bahar alerjisi denen şey bu kadar rahatsız ediyor insanı.
Hapşırıcam diye ödüm kopuyor..

Neyse..
Bunlar dert kısmıydı, derdimi rahatlatan kısma geçiyorum hemen.
Dondurma! :)
Geçen sene ki iç ferahlatma aracım gazozdu, ilişkimize ara verdim.
Biraz da Niğde gazozu özlesin beni dedim :)
Yeni sevdalım...TWİSTER





Ofistekiler her ne kadar o çocuk dondurması dese de, hiç de bile o artık benim dondurmam :)


7 Haziran 2013 Cuma

Hayırlı Cumalar

Dün eski kağıtları karıştırırken bir köşe yazısına denk geldim.
Bir psikolog hastalarının neden yakındığından en çok nelerden şikayet ettiğinden bahsetmiş.
''Hayatın rutinliğinden''
Şöyle bir dönüp bakınca, ruhani sıkılmaların nereden geldiği çok aşikar duruyormuş aslında.
Psikolog şöyle açıklamış:
''İşe her gün aynı yoldan gidiyorsanız yolunuzu değiştirin, saati her gün aynı kolunuza mı takıyorsunuz diğeriyle değiştirin.'' İçinde bulunduğumuz düzen belki de bizi bu kadar rahatsız eden.

Dinimize göre iki günü eşit olan zarardayken bizim de iki günü birbirine eşitlemememiz için gün içinde güzel fırsatlarımız oluyor. Melese bu fırsatları değerlendirebilmekse başarabiliriz...


Hayırlı Cuma'lar...




5 Haziran 2013 Çarşamba

Rüyalar Gerçek Olsa

Aslında uyurken hayal bile kurmamıştım.
Sadece uykuya dalmış, sabahta aynı uyuya kaldığım gibi uyanmıştım.
Sevgili Sıla'nın Aslan gibi şarkısı ile uyanınca hoop noluyo dedim.
Kendime.
Gördüğüm rüyayla, hatta rüyanın içinde gördüğüm rüyayla bile bağlantısı vardı.
Sonradan anladım.


Daha sonra apar topar evden çıkıp kendimi otobüse atınca aklıma geldi.
Uçurtma diye sayıklamıştım bir ara..  Büşra Can'ım da uçurtma tepesinden bahsedince 
Yine dalmıştım hayallere..
Nasıl olabilir ki acaba öyle bir tepe, hem bizim de olsaydı ya! 
Derken...
Sevgili Büşra uçurtma tepesinin resimlerini koymuştu.
Hayallerimdekinden çok daha güzel olduğunu gördüm...

Güzel hayallere ihtiyacı olanları,
Bende hayal kurmak istiyorum diyenleri 

Ayrıca, 
KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN :)



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...