28 Ocak 2012 Cumartesi

..........

Televizyon ile aram hiçbir zaman iyi olmamıştır. Dizi takip edemem, hiç bir dizinin sonunu göremem. Tartışma, kavga, gürültü varsa programda hemen kanal değiştiririm. Favorim genelde içinde mutluluk, aşk, huzur, ve tabi ki umut olan programlar, diziler, filmler, herşeylerr :)

Yalan Dünya dizisinde, anneannesinden para alabilmek için çaba gösteren ve büyük bir umutla temizlik yapan şahsa
Anneanneden güzel bir oyun :)
Etejere git kutuyu aç, içinde ki anahtarı al,
Sonra dolaba koş
Anahtarla dolabı aç, ordaki kırmızı kutuyu aç, kırmızı kutunun içinde ki kutuyu da aç,
aa o da ne?
Matruşka kızlar!
Onu da aç
Bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha derken... ve şokk bu ne?
aa küçücük kaldı :)
Sonuç; umut var, para yokkkk :)
Aradığını bulamasa da, bir umudu var hâlâ.
En önemlisi de bu değil midir? zaten. 
Her zaman, her durumda Umutlu olmak!
İstemek önemli ama isteğini gerçekleştirmek için çalışmak, emek harcamak daha önemli ve beraberinde tabi ki umutlu olmak.
Böyle insanlar görünce hemen altını çizmeli :) Türleri tükenmek üzere!



Bazı çizgi filmler vardı ki izlemeye doyamadıklarımız. Şirinler de bunlardan bir tanesiydi. Gargamel onları yakaladığında, onların anında geliştirdikleri bir kaçma plânları vardı. Yani bir umutları vardı :) Onlar kaçamasa da şirinbaba onları orda bırakmazdı... Bir taraf yakalamak için çaba gösterirken, diğer taraf kovalamak için çaba gösterirdi.


Kezâ Tom and Jerry'de de benzer sahneleri görmüştük. Tom bıkmadan, usanmadan kendinden cüssece küçük olan Jerry'i yakalamak için büyük bir umutla mücadele etmiş
aynı çabayı sarfeden Jerry'de her defasında kaçmıştı :) Yani, hep bir umut vardı! 

Sağlıklı, huzurlu, mutlu ve umut dolu günler herkese :)

24 Ocak 2012 Salı

Fransız malları!!!

Fransa Senatosu soykırımı 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Sonunda büyük bir azimle bunu da başardılar.
Türkiye'yi, Türk'leri, Türk milletini hafife almamalılar.
Her zorluğa Allah'ın izniyle göğüs geren bu toplum elinden geleni yapar.

Peugeot, citroen, renault araçlarından; Benzinini Total, Elf'den; lastiğini  Michelin, Uniroyal, Recamic'den; alışverişini Carrefour, Gima, Dia Endi, ChampionSA'dan; BIC, Sheaffer,cartier marka ürünlerinden; mutfakta Tefal'den; Giyim, kuşamda Lacoste , Givenchy, Pierre Cardin, Yves Saint Laurent, Etam, René Derby, Sonia Rykiel, Cacharel, Daniel Hechter markalarından; Longchamps, Lancel, Louis Vuitton çantalarından; kozmetikte ise: Clarins, Guerlain, Avon, Avene,  L'Oreal, Studio Line, Garnier, Kerastase, Lancome, La Roche Posay, Biotherm, Christian Dior, Vichy ürünlerinden; Marie Claire, Elle dergilerinden; AXA, Gunes Sigorta, Basak Sigorta, Basak Emeklilik (Groupama International) sigortalarından; Societe General Bankasi, TEB (Turk Ekonomi Bankasi) bankalarından faydalanmayız!!!!!!!!!


Araçlarından almayız, lastiklerini, marketlerini kullanmayız, mutfağımızda ürünlerinden bulundurmayız, onların ürünlerini satan çanta, kıyafet mağazalarından alış-veriş yapmayız, kozmetik ürünlerini kullanmayız, dergilerini de okumayız, sigorta şirketlerini, bankalarını da kullanmayız!!!!!
Vazgeçilmez değiller. Çok şükür!
Bundan sonra ürünlerine yapılan boykot bizim için küçük, insanlık için büyük bir adım olur!!!!!!!

18 Ocak 2012 Çarşamba

Bir varmış, bir yokmuş

Bir varmııış, bir yokmuş; günlerden birgün, ülkelerden birinde, ocak ayının ortalarında, kışın çöktüğü; insanların evlerinden çıkamadıkları bir zamanda, evlerine sığınan insanların olduğu bir apartmanda sakin,sessiz, kendi halinde yaşayan aileler varmış. Birgün apartmana yeni bir aile eklenmiş. Ama ne bilsin ki apartman sakinleri taşınan insanların duygularında bir yoksulluk olduğunu.
Derken; gürültüye aldırmadan, mutlu mesut yaşayan apartman sakinlerini şaşırtan, düşündüren ve bir o kadar da kızdıran bu olay mutlu apartman sakinlerinin, ne yapacaklarını bilemedikleri bir durumla karşı karşıya getirmiş.
Birgün; köpek havlamalarının nereden geldiğini bilen bu insanlar, havlama seslerinin çoğalmasıyla ayaklanmışlar. Ve apartman boşluğundan bakmışlar ki durum içler acısı. Bir yanda vicdan diğer yanda saygı...
Evet binaya en son dahil olan komşular köpeciklerini apartman boşluğuna bakan boş bir odaya koymuş yanına bir çuval mama, su, karton ve birde yatması için sünger bırakmışlar. Sağolsunlar varolsunlar ki odanın camını açık bırakmayı unutmamışlar. Kapısını kitlemişler ve evi terketmişler :(
Yaşanan bu olay bir insanlık dramının göstergesi olsa gerek. Karşıdaki canlıya yapılan bu saygısızlık, köpeciğin bakışlarında ki çaresizlik, çırpınış bu insanların vicdan yoksulu olduklarının bir göstergesi olsa gerek. Rabbim sizleri ıslah etsin, bizleri de vicdanlı Allah'tan korkan kuldan utanan insanlarla karşılaştırsın diyerek mutlu sona kavuşturamadığım bu hikâyeyi burada sonlandırıyorum.

Gönül mutlu hikâyelerle burada olmak ister, ama burası artık dertleşme, içini dökme, rahatlama duvarı gibi olduğu için bu aralar böyle devam etmekte. İnşaAllah sevgi dolu, aşk dolu içinde mutluluk olan hikâyelerle, yazılarla burada olmak kısmet olur :)



Güzel mi güzel bir örnek olan kapanış fotosu ile...

Sevgiyle kalın!

16 Ocak 2012 Pazartesi

Okunacak kitaplarrr listesi...

Selâm Sevgili Blog Sakinleri :)
Yarıyıl tatilinin bereketiyle gelmesinin verdiği mutlulukla
Ankara sınırları içerisinde geçireceğim bu tatili değerlendirmek üzere
kendime bir 'okunacaklar listesi' oluşturdum.
Hazırlamış olduğum bu listeyi sizlerle paylaşıp,
başlamadan önce vira Bismillah! diyorum.

Kitap okumak aşktır!
Bizler de bu aşktan nasibini alanlardan oluruz İnşaAllah...



Açılışı Muhammed Bozdağ'ın İstemenin Esrarı ile yapıyorum.
Bu kitapla, doğru bildiğimiz yanlışların hayatımıza verdiği zararları tekrarlamamak için
 ve hayatımızda ki en önemli noktalardan biri olan Rabbimizle konuştuğumuz, isteğimizi bildirdiğimiz,
kalbimizin dua'lar saçtığı o kıymetli anın en doğru biçimde şekillenmesi için,
yapılması gerekenlerin anlatıldığı bir kişisel gelişim kitabı.
Yazarın anlatımı ile kısa sürece çok şey öğreneceğimi umduğum bir kitap kendisi.


Satır Arası Hikâyeler-Serdar Tuncer
kalemiyle yazılmış, geçmişte anlatılmış olan hikayelerin birleşmesiyle
ortaya çıkan bir kitap.
''Bu hikâyeler önemli. Çünkü vezir olmanın, adam olmaya yetmediğini onlardan öğrendik. Kimsenin yaptığının yanına kâr kalmayacağını, bir böceğin bile sebepsiz yaratılmadığını, her işte bir hayır olduğunu, sevmeyi, sevilmeyi, cömertliği, kahramanlığı, saygıyı, adam olmayı, incitmemeyi, hatta kulluğu o hikayelerden öğrendik.''
 Kitabın arkasında bulunan bu paragraf kitap hakkında fikir sahibi olmamıza yeterli oluyor aslında.


Uçurtma Avcısı-Khaled Hosseini
Bu kitabı geçen sene büyük bir merakla aldım. Lâkin okumak bir türlü kısmet olmadı.
İçimde, kitap hakkında taşıdığım merakın ilk gün ki gibi olduğunu farkedince kendisini listeme dahil ettim.
İnşaAllah okuyacağım.


Cemâlnur Sargut'un Kenan Rifâî ile Aşka Yolculuk kitabı
yazarla tanışma kitabım olsun, hemde Kenan Rifâî hakkında bilgi sahibi olmuş olurum,
diye düşünerek aldığım bir kitap.

Kubilay Aktaş Kur-an Terapisi kitabını da büyük bir heyecanla okuyacağıma inanıyorum.
Çünkü kitabın içinde okurlar için hazırlanmış Kur-an'ın insan ruhuna terapi olduğunu
kanıtlayan bi cd bulunuyor. Şöyle ki; su sesleri, kuş sesleri arkasından gelen Kur-an'ı Kerim nidaları insanın ruhuna işliyor.
İçinde bulunan o cd kitabı alma sebebim oldu :)


Listeme, daha önce çekilişten kazanmış olduğun Aslı Erdoğan'ın Mucizevi Mandarin kitabını da ekledim. İçinde aşk olan kitaplar okumayı seviyorum.
Kitaptan da aşk kokuları alıyorum.
:)


 Son olarakda, bol okumalı bir tatilin kahvesiz ve çikolatasız gitmeyeceğini düşünerek kapanışı
bu fotoğraf karesiyle yapıyorum :)

Hoşçakalın...

13 Ocak 2012 Cuma

Sevmek... Güvenmek... Vazgeçmek...

Bir insanı sevmek en kolay ve en güzel duygudur. Sevdiğiniz insanların yanında huzur bulur, onlarla mutlu olursunuz. Yalnız sevdiklerinizin arasında birini farklı seversiniz. Onu farklılaştıran sizin sevginizdir. Herkes için aynıyken bu duygu, o'nun için özeldir. İçten seversiniz, dillendirmeye gerek yoktur. Bir bakış ve bir duruş söylenemeyen bir çok sözü ifade eder. Kimsenin duymadığı kalp atışlarını bir tek o hisseder...
Peki sevmek, güvenmek değil midir?
Seven insan sevdiğine güvenmesse, nasıl huzur bulur? Huzur bulamassa nasıl mutlu olur?
Sevmek güvenmektir. Koşulsuz, şartsız güvenmektir.
Bu böyle iken 'seviyorum ama güvenmiyorum' diyen insanlar kimleri kandırıyorlar peki?
İnsan kendisinden başka birini kandırabilir mi?
Bu oyunda ilk kaybeden kendisi değil midir aslında?
Evet klişe bir laf ama 'sahte sevgiler' herkesin gönlüne yerleşmişken, imrenilen sevdalar sadece okuduklarımızla mı sınırlı?
İnsan güvenmiyorsa, neden vazgeçmesin ki?
Elbette vazgeçer.
Güven yoksa, sevgi yoktur. Sevgi yoksa, vefa yoktur.
-Yunus Emre Sitare'sine öyle aşıktı ki, onun gözünde ki sevdayı hiç bir engel yıkmadı. Sonuna kadar sevdi. Sevgisine sadık kaldı ve vefakarlığını son nefesine kadar taşıdı. Hiç bir zaman vazgeçmedi.- 
Okuduğumuz, dinlediğimiz o kadar hayran olunası sevda var ki, günümüzle kıyaslanamaz.
Öyle aşkların, yaşanmış sevdaların olması bile yüreklendiriyor insanı. En çok da umutlandırıyor. Gördüğü hayal kırıklıklarının hep öyle olmadığını ispatlıyor.
Ruhları şad olsun güzel aşıkların. Bizlere de kıyısından, köşesinden hasret kaldığımız aşklara şahit olmak nasip olsun İnşaAllah...
Sevgiyle kalın...





9 Ocak 2012 Pazartesi

Mutluluk!


Bu ne kadar hayran olunası bir karedir Allah'ım
MaşaAllah, barekAllah... :)

Mutluluk; içinde
Sağlık, huzur dolu olan bir ömür, 
Mutlu bir yuva, 
Hayırlı bir eş ve hayırlı evlatlar
olan bir ömür geçirmek olsa gerek.

Ve 'Yaratandan ötürü, yaratılanı sevmek.'

Her yazarın, uzmanın, doktorun bu konu hakkında söyledikleri en önemli şey
sevgi, saygı, vefa gibi değerlerin alt yapıyı oluşturduğu ve bu muhteşem 3'lü, 4'lü kelime gruplarının bir araya getirdikleri mutluluk sonucunda kalan, koccaman bir MaşaAllah dedirten fotoğraf karesi.

Rabbim herkese hakkında hayırlı olan eşler, evlatlar nasip etsin!



8 Ocak 2012 Pazar

Herşeyin bir sebebi var'mış!

'Huuu huuuu komşular siz nerden geldiniz!' diye bağırasım var.
İnsanlar birbirlerinin haklarına bu kadar tecavüz etmemeli.
Bir kaç haftadır üst komşularla aynı evde yaşadığımızı düşünüyorum.
Hatta yan komşularla da :)

Bu kadar da olmaz ki dedirten bir gürültü patırdı ile acaba kaç kişi yaşıyor o evde
diye düşünmekteyken,
Şimdi tahminlerimce: Öncelikle bir tane ev süpürmeye çalışan teyze var ki biz ev süpürmeyi bilmiyormuşuz anneme diyorum iyi dinle, öğren, hazır onu teyze bize öğretiyor. Alt komşunun canını alacak gibi vura vura süpürmek gerekiyormuş :)

Teyzenin eşi olsa gerek bir amca var ki dünyaya bedel. Odamın hakimiyeti amcanın elinde.
Hıhhhh çok şükür amca sustu dememe kalmıyor telefonu çalıyor.
Sesleri o kadar bizim evin içinde ki, tam acaba bizden birinin mi telefonu çalıyor derken.
Yok yok üst kattan geliyor diyoruz :)
Ama nedense sanki o telefonun sesini bir biz duyuyoruz.
Evde ki herkes telefonu duymazdan geliyor.
Oda sağolsun ısrarla melodisini tekrarlamaya devam ediyor.

Bir de köpekleri var. Şamar oğlanı gibi, köpek köpek olalı böyle eziyet görmemiştir.
Herhalde kim boşsa artık kimin işi yoksa köpeğe bağırıyor.
Yazıktır, günahtır yaa onda ki de can dimi yani.
Köpeğin havlamasına kızamıyorum bile.
Benim bile canıma tak ettiler, hayvancağız ne yapsın.
Evde yaşadığını sandığım birde kızları var ki ben onun sesini sadece köpeğe bağırırken duyuyorum.

Velhasıl kelâm sınav haftasında olmamızdan mütevellid. Sabredip gündüzleri uyuyup geceleri ders çalışma yöntemini kendimde uygulama çabasındayken ilk günden başarısız oldum. Odamdan çıkıp oturma odasına geçtim ki şokkkk! bu insanlar gece de uyumuyormuş :)

Bir hafta daha sabredemessem ana haber bültenlerinde bir amca, bir teyze, cadı kızları ve birde köpek katili haberini görürseniz geçmiş ola :)





7 Ocak 2012 Cumartesi

Hediye!


Herkese Merhabalar...
Güne güzel başlamak kadar güzel birşey daha varsa oda hediye almaktır :)

Bir kaç gün önce içimden sık sık geçen Şems'e ait 'Olduğu kadar, olmadığı kader' sözünün neden bu kadar çok tekrar ettiğime bir anlam veremezken, günün sonlarına doğru taşların yerine oturduğunu hissediyordum. Bir çekilişe katılmıştım, sonucunu merakla beklerken yılbaşından sonra sınavların başlaması ve salça olan aklımdan çıkması sebebiyle kazanmış olduğum çekilişten, minik bir tevafuk ile duyurunun son günü haberdar oldum.

Mutlu eden insanlar, her zaman mutlu olmalı hayatta. Sevgili Kitap Günlüğüm Blog sahibesinden almış olduğum bu zarif hediye için kendisine çook teşekkür ediyorum. Uzun zamandır almış olduğum en değerli hediye oldu kendisi :) Karşılık beklemeden yapılan iyilikler, güzellikler görmenin insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu bu hediye. Ayrıca blogunda çokca kitap tavsiyesi bulunmakta ve zarif blog sahibesi çekilişlerini sık sık tekrarlamakta. Bilgilerinize.... :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...