29 Ekim 2011 Cumartesi

Tokken Sen, Sen Değilsin...

''Açken Sen Sen Değilsin'' diyen Snickers çikolata reklamına Senai Demirci'nin yazmış olduğu anlam yüklü yazı ile devam etmek lazım!
.........
Başkalarının acıları seni acıtmıyorsa, sen sen değilsin. Kırılmış kanatların sızısı yüreğine dokunmuyorsa, sen sen değilsin. Başkalarının ihtiyaçları rahatını bozmuyorsa, sen senden bekleneni vermiyorsun, sen sen değilsin. Susuzlara su yetiştirmek için terlemiyorsan, içinin merhamet denizi kurumuş; sen sen değilsin. Açlara ayıracak lokman yoksa sofranda, insanlığını gırtlağında boğmuşsun; sen sen değilsin.

Billboardların hepsini hak eden cümlemiz işte:

Tokken SEN, SEN değilsin.

Senai Demirci






23 Ekim 2011 Pazar

İslâm ve Huzur

Huzur... İnsan ne yaparsa huzurlu olur hayatta? Mutlu olmak için neler yapmalı? Yaşamımızda ki herşeyin derin bir anlamı varken tattığımız bu huzurun nasıl bir anlamı var? 

       Huzur kelimesi, kelime mânâsıyla uzun uzun düşündürüyor insanı, düşünürken bile farklı ama güzel duygular kaplayabiliyor içimizi. İslamla bütünleşmesi ve o muhteşem tadı alabilmek ise ayrı bir haz yaşatıyor insana.Sayılı nefeslerimizin olduğu bu dünya da ebediyete kavuşacağı zamana kadar herkesin ortak bir beklentisi vardır hayattan; sağlıklı, huzurlu, mutlu ve umutlu yaşamak!

       Biz huzuru farklı bir şekilde tahayyül ederken o İslamiyetin doğuşu ile var olmuştur aslında...
İslam ile bütünleşmiş, içinde bir yerlere gizlenmiştir çok daha evvelden...
Onu bulmak! Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.)'in, kıymetli Sahabelerinin, eşlerinin, evlatlarının, torunlarının hayatlarında gizlidir aslında. Bereket Peygamber Efendimiz(Sav) ile geldi dünya ya biz huzurun tadına Peygamber Efendimiz(Sav)'in doğuşu ile vardık. Şükürlerle kavuştuk huzura, rüku'da buluştuk, biz bu tadı aldıktan sonra anladık ki huzur tahayyüllerde değil iman eden kalpte! 

      İman gücünün güzelliğini, şükrün bilincini zorluklar yaşayan bize Kutsal bir emanet bırakan Peygamber'imiz Hz.Muhammed(Sav)'den öğrendik. O (Sav) bize huzurun nasıl birşey olduğunu, nasıl kavuşulacağını öğretti. Biliyoruz ki artık biz sünnete göre yaşarsak, şükrün o muhteşem mânâsına ulaşabilirsek, bu dünyanın kimseye kalmayacağının farkına varabilirsek, elimizdeki güzelliklerin bizlere emanet olduğu unutmadan yaşayabilirsek, huzurun haramda değil imanda, ibadette olduğunun farkına geç olmadan varabilirsek bizler bu dünya da huzurlu yaşanlardan ve İnşaAllah huzura kavuşanlardan oluruz.

     İnsan yenildiği zaman değil, yendiği zaman mutlu olur, mutlu olursa huzurlu olur. Yenilirse nefsine işte o zaman huzursuz olur! Düşmanımızı bazen çok uzakta aramamamız gerekir. Düşmanımız; nefesimizin arkasında saklı olan nefsimizde olabilir. Şeytan ve nefsimiz bizim mânevi huzura kavuşmamıza engel olmak için elinden gelen tüm çabayı sarfeden, tüm kozlarını bu yolda harcayan en büyük düşmanlarımızdır. Rabbim bizlerin imana yönelmiş kalplerini nefisleriyle başbaşa bırakmasın İnşaAllah, onun yolunda olan kalplerimizi huzura kavuştursun.

     Yaşamamızda ki herşeyin farklı bir anlamı ve farklı bir görevi var. İhtiyacımız olan tüm güzellikler ağzımıza sürülen bir kaşık bal misali, tadı damağımızda kalıyor. Eğer yenersek düşmanlarımızı, kazanırsak Rabbimiz'in rızasını, kavuşursak huzura, aldığımız lezzetin devamı ebediyette saklı!!


21 Ekim 2011 Cuma

,...

Annemin en mutlu günü/mü ne :)
Doğum günleri güzeldir eğer zamanımızın değerinin farkındaysak, yoksa yaşlanmak o kadar da güzel olmasa gerek..
Her doğum günü hüzünlü ve mutlu geçer tarafımdan genelde.
İnşaallah Rabbim rızasını kazanmadan almasın canımızı..
Verdiği bu güzel ömrü hayırlısıyla geçirmeyi, ödünç aldığımız nefeslerin hesabını rahatlıkla vermeyi nasip etsin cümlemize.........

Hz.Allah (c.c.) Tüm anneleri mutlu etsin İnşaallah evlatlarının acısını göstermesin.
Şehit olmak herkese nasip olmasa da ahiretin en güzel mertebelerinden de olsa Rabbim böyle acılar yaşatmasın, Hainlere, zulüm edenlere fırsat vermesin, onların yüzünü güldürmesin İnşaallah...




14 Ekim 2011 Cuma

Belaya uğradığın zaman sabret...

''Belaya uğradığın zaman sabret
Halinden mahluklara şikayet etme
Merhametliyi merhametsize şikayet etmiş olursun!''


Necip Fazıl Kısakürek 'in muhteşem anlatımıyla yazılmış ''Peygamber Halkası'' adlı kitabından okuyunca ''!'' uyandıran bir söz..

Belaya uğradığımız zaman nerde ne hatalar yaptığımızı düşünmeden çaresiz olmadığımız halde çaresizliğe kapılırız çoğu zaman. Zamansız düşüncelerimiz, aklımızın dua'larımızdan uzaklaşmasına neden olabilir. Biz sıkıntımızı bir eş-dost ile paylaşınca rahatlayacağımızı düşünürüz o an Tevekkül'den uzaklaşır kalbimiz, Aslında çaresiz anlarımız Rabbimiz'in anlam yüklü mesajıdır bizlere,
Yanlız olmadığımızı, iki dudaklarımızın arasında minik bir fısıltıyla son bulacağını hissetmemizi ister Rabbimiz.. Sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz duymaktadır bizleri, dua vakti gelmiştir çaresiz anlarımızda, içimizde bizi dua etmememizi isteyen engellerin kalkmasının vakti gelmiştir.
Dua dua yükselmenin vakti gelmiştir..

Belki farklı açılardan bakıldığı zaman başımıza gelen bir bela çaresiz olduğumuz anlamına getirmez bizleri. Fakat bela'ya uğradığımız zaman kalbimiz dua'larımızdan uzaklaştırır bizi.

Kitabın asıl konusu Peygamber efendimiz (Sav)'in sahabelerinden kesitler olmasına rağmen, yazılı olan bu bölüm kitabın dışında farklı farklı yerlere götürebiliyor insanı.

İnşaallah bizler de Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in, Sahabelerinin, Eşlerinin, Çocuklarının, Torunlarının o muhteşem sabrından, dirayetinden nasiplenen kullarından oluruz...





2 Ekim 2011 Pazar

.........


Mâlik bin Dinar, o eşi bulunmaz inci, bir gün Fatiha Sûresini okuyordu. Sıra;

” İyyâke na’budu ve iyyâke nesteîn / Yalnız sana ibadet (kulluk) ederiz, yalnız Sen’den yardım isteriz.”
âyetine gelmişti. Kalbine diken batmış gibi titredi ve hıçkıra hıçkıra ağladı.

... Gözünün yaşları şebnem damlaları gibi eteklerine dökülürken dedi ki:

“Eğer bu âyet Allah’ın Kitabında bulunmasa ve okunması emrolunmamış olsa, asla onu okumazdım!”

Yanındakiler sordular:

” Ey Hak dostlarının efendisi, neden öyle yapardınız?”

Buyurdular ki:

‘ Sadece Sana kulluk ederim’, dediğim halde yakinen biliyorum ki, hâlâ nefsimin kuluyum.”
Ancak Sen’den yardım dilerim’ dediğim halde hâlâ onun bunun kapısına koşuyor,
teşekkür ve şikâyetlerimi herkese arz ediyorum. Bu nasıl kulluk böyle..?”


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...